Sızma zekânın iddianameleri!

İnkârın fayda etmeyeceğini anlayan ufaklık şu tevilli savunmayı yapar: “Şey… Dün papağanla biraz atıştık da. Fakat vallahi önce o bana küfür etti…”

Bugünkü köşe yazımız, sızma zekâ yazılımının kod-es’leri hakkında olacak. 

Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı İBB davasının duruşmasında, Av. Ali Rıza Dizdar, duruşmada, mahkeme tensip zaptının yapay zekâ ile hazırlandığını iddia etti. 

Tensip zaptında müştekilerin isimlerinin sayıldığı listenin ortalarında bir yerde müştekilerden birinin ismi olarak “Ocak 1980 doğumlu, Kamu Hukuku, Kamu oğlu” şeklinde garip ve saçma bir bilgi yer alınca, Dizdar bu hatanın olsa olsa bir yapay zekâ hatası olabileceğini iddia etti. 

Mahkeme başkanı da “Ben yapay zekâ kullanmayı bile bilmiyorum” diyerek kendini savundu. 

Öyle görünüyor ki dünya yapay zekâyı hatasıyla da seviyor. O halde biz yapay zekâ ürünü iddianameleri değil sızma zekâ ürünü iddianameleri konuşalım. 

İmamoğlu davasından bağımsız olarak şunu söyleyelim ki; terör suçları, örgütlü suçlar ve siyasî davalarda, güvenlik bürokrasisin yargıya müdahale etmesi ülkemizde bir alışkanlık haline geldi. 

Birçok dava dosyasında, sanıkların denetlemesine imkân bulunmayan, gizli ihbarlar ve istihbarat verileri mahkemelerce delil olarak kabul ediliyor. 

Hafiye ürünü iddianamelerde ise sanıkların sadece davaya konu suç teşkil eden fiillerine değil tüm hayatından kesitlere yer veriliyor. Elbette kes-kopyala-yapıştır ile. 

Bediüzzaman Hazretleri, Divan-ı........

© Yeni Asya