Bir Mi’rac gecesinde hikmet arayışları - 1

İsra ve Mi’rac mu’cizeleri hem maddî hem de ruhanî bir yolculuğu anlatan, peygamberlik makamının kemalini temsil eden iki aşamalı müstesna hadiselerdir. İsra (gece yolculuğu), Hz. Muhammed’in (asm) bir gece içinde Mekke’den Kudüs’e götürülmesini; Mi’rac ise semavî âlemlere yükselerek İlâhî huzura kabul edilmesini ifade eder. Klasik fizik anlayışının maddeye hapsolmuş dar kalıpları bu mu’cizeyi anlamakta zorlansa da modern fizik kabul edilen kuantum fiziğinin sunduğu perspektifler bu hadiseyi akıl ve kalp için daha anlaşılır bir zemine taşımaktadır.

Bediüzzaman Said Nursî, Mi’racı anlamak için “mülk ve melekût” kavramlarını anahtar bir çerçeve olarak sunar. Ona göre, dünyevî ve zâhiri olan mülk âlemi ile eşyanın hakikî yüzü olan melekût âlemi arasında ince bir perde vardır. Bu perde “ehl-i kalp” yani iman nuruyla bakanlar için şeffaf bir zar gibiyken, sadece maddeye odaklanan “ehl-i heva” için kesif ve aşılmaz bir duvardır. Mi’rac, bu perdenin İlâhî bir tasarrufla kaldırılmasıdır. Hâdise, ehl-i kalp için melekûtun şeffaflığında gayet mâkul; mülk âleminin kesifliğiyle sınırlı bakış için ise imkânsız görünmektedir.

Einstein’ın İzafiyet Teorisi, zaman ve mekânın mutlak........

© Yeni Asya