Zaman mı bizi tüketiyor, biz mi zamanı?
“Zaman beni tüketti” der; kendini tükenmiş olarak gördüğünde sorumluluğu zamandan bilir, onu suçlar; bir düşman nazarıyla kin duyar geçip giden zamana.
Bazen ise “Ben zamanımı tükettim” der. Üstü kapalı bir pişmanlıkla tükenmişliğinin sorumluluğunu üstlenir ve bunu çaresizce kabullenir. Hâlbuki insanın eline emanet edilmiş bir sermayedir zaman. Ne insanı tüketecek kadar şuurludur, ne de boşu boşuna tüketilecek kadar değersizdir. Asıl mesele, insanın o sermayeden nasıl istifade ettiğidir; tükenen şeyin gerçekte ne olduğunu belirleyen de tam olarak budur.
Kişinin zamandan istifade edişi, esfel-i sâfilîn ile a’lâ-yı illiyyîn arasında salınan bir değer ibresi gibidir; insanın hakikatte hangi tarafa meylettiğini gösteren gizli bir terazidir.
Zira iki günü birbirine eşit kalan kimsenin ziyanda olduğunu bildiren hikmetli uyarı, insanın zaman karşısındaki seyrini işaret........
