Bir sabah |
Günün ışıkları gibi taptaze, masum, nurlu, sıcacık oluverdi evin içi. Bebek umut, bebek mutluluk, bebek istikbaldi, öğretmendi, yol arkadaşıydı, emanetti. En çok da; sevinçti bebek.
Kısık sesle ağlayan yavruyu anneciğinin kucağına verdiler. Anne uzun uzun baktı yavrusuna. Simsiyah bir çift göz de ona bakıyordu. O ilk bakışma çok anlamlıydı. Yavrunun incecik ağlama sesi anneciğinin yüreğini oydu sanki, içi titredi, kıyamadı. Yavrusunu bağrına bastı. Bu anneyle yavrunun ilk karşılaşmasıydı. Nerelerdeydin nar taneciğim? Gözlerimiz yollarda kaldı, ahh annesinin bir tanesi!
Anne hayret etti. Daha şimdi bebeği doğmuştu. İçindeki duygu tufanı? Bu derin hissiyat? Bu şefkat? Nasıl? Ne zaman hazırlanmıştı. Bu güzel duyguları fıtratına derceden, anneliği yaşatan Rabb’ine şükretti.
Bebeğin babası da çok heyecanlıydı. Sanki yürümüyor, uçuyordu sevinçten. “Ah oğlum, can oğlum!” diye seslenirken dudağından şiirler dökülüyordu.
“Dünyaya açtığın günden beri o minik gözlerini, sevgini kalbime saçtığın günden beri o masum çehreni, unutamıyorum oğlum unutamıyorum...”
Bebeği gönderen Allah, seven yüreklerle sarıp........