Kâbe’nin gölgesinde yükselen soru

Mekke’nin merkezini ise asırlardır tek bir şey belirliyor: Kâbe. Müslümanlar için kıble, sadece yön tayini değildir; kalbin de pusulasıdır. Rivayet edilir ki Peygamberimiz döneminde Kâbe, çevredeki en yüksek yapıydı. Belki bu, yazılı bir kural değildi, ama mukaddes olana duyulan saygının, teslimiyetin ve “merkez” oluşun görünür bir işaretiydi: Kâbe yalnız kıble değil, ölçüydü.

Bugün aynı noktaya baktığımızda manzara değişmiş durumda. Müslümanların secdede yöneldiği o en önemli manevî yapının yanı başında devasa oteller yükseliyor. Kâbe hâlâ merkezde; ama artık etrafındaki yapılar Müslümanlar arasında kolayca dile gelmeyen ama derinden hissedilen bir ikilem üretiyor: Modern ihtiyaçlar mı, geleneksel saygı dili mi?

Bir tarafta inkâr edilemez bir gerçek var: Hac ve umre artık milyonların buluştuğu ibadetler. Böyle bir kalabalık, güçlü bir altyapı olmadan yönetilemez. Konaklama, ulaşım, güvenlik, sağlık hizmetleri… Yaşlılar, hastalar, çocuklar… İbadetin kolaylaştırılması da dinin temel hedeflerinden biridir. Bu açıdan bakınca oteller, “Mukaddes olanın yanında dünyevî ihtişam”dan önce, çağın........

© Yeni Asya