Sessiz bir dil, gölgenin hatırlattıkları

Gölge deyip geçtik… Basit bir varlık, dikkate alınmayacak kadar hafif; varlığı fark edilmeyecek kadar kıymetsiz…

Oysa uzun asırlar boyunca insanlık, zaman kavramını gölge ile değerlendirmiştir. İslâm âlemi ise namaz, oruç gibi ibadetlerin vakitlerini ve zaman anlayışını, güneş ve gölgenin takibinden istifade ederek belirlemiştir.

“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. O, Halîm’dir, bağışlayıcı’dır.” (İsrâ Suresi: 44)

Risale-i Nur’da birçok yerde ifade edildiği üzere, her şey Cenab-ı Hakk’ı tesbih etmektedir. Öyleyse, bizim hiçe saydığımız gölge dahi Rabbimizi tesbih etmesi yönüyle elbette kıymetlidir.

Ayet-i kerîmeler’de kendisine yer verilen gölge, arı, örümcek, karınca, inek, meyveler ve zerzevat; her biri hikmetle yaratılmış, kıymetli mevcudatlardır. Bunların zikredilmesi, hatırlanması........

© Yeni Asya