Bir hilâl uğruna batan güneşlerin hatırası (1) |
Süleyman Paşa’nın sallarla Gelibolu’ya geçişiyle başlayan cihad sevdası, nihayet İstanbul’un fethine ve şehrin İslâm’ın payitahtı oluşuna uzanan büyük yürüyüşü başlatmıştı. Osmanlı İmparatorluğu fetihle birlikte bir eliyle doğuya, diğer eliyle batıya uzanmış; Çimenlik Kalesi ve karşı kıyıdaki Kale-i Sultaniye ile boğazın en dar yerinde Akdeniz’den Karadeniz’e geçişe adeta kilit vurmuştu. Beş asır boyunca bu kilidi hiçbir güç kıramamıştı.
20. yüzyılın başında bu kilidi zorlama sırası İngilizlere ve Fransızlara gelmiş, onların dahi gücü yetmeyince dünyanın öbür ucundan Avustralya ve Yeni Zelanda’dan askerler, hatta Cezayir ve Tunus’tan zorla getirilen Müslümanlar cepheye sürülmüştü. Morto Koyu’ndaki Fransız mezarlığında yatan Cezayirli Hasan’a, Faslı Muhammed’e bakınız: Farkında olmadan Müslümanla Müslümanı çarpıştıran büyük........