Siyasette suistimali dinden uzaklaştırıyor
Yerli ve uluslararası raporlarla içki illeti, uyuşturucu belâsı, kumar-sanal kumar, kötü madde bağımlılığı, devlet eliyle çeşitlendirilip yaygınlaştırılan şans-talih, toto-loto oyunları daha da yaygınlaştı. Ülkede yerli-yabancı mafya ve çeteler cirit atıyor. Uyuşturucu ticareti ve kaçakçılığında Türkiye transit ülkeden “narko ülke” haline gelmiş.
Onlarca devlet ve özel kanalda, ayrıca el konulup “yandaşlaştırılan” medya organlarında yayımlanan; müstehcenlik, sefahat ve her türlü gayrimeşru ilişkiyi konu edinen dizilerle aile tahkir ediliyor, gayrimeşru hayat tarzları özendiriliyor ve şiddet aşılanıyor.
En vahimi, dinin siyasete hoyratça âlet edilmesiyle dinî-ahlâkî çöküşün dip yapması. Dinî hayatın kat kat gerilemesi. Din, Diyanet, imam-hatipler, camiler üzerinden kimlik siyasetiyle dinî değerlerin nazardan düşürülmesi.
HELÂL–HARAM, TORPİL, RÜŞVET DEMEDİLER...
Bundandır ki Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Hâşim Kılıç, “barış dili yerine gerilim üzerine kurgulanan nefret dilli yanlış politikalarla dinî, etnik, mezhebî inanç ve düşüncelerin siyasî kimliğe dönüştürülmesiyle siyasî rant temini”nden şikâyet etmişti. (gazeteler, 16.10.15)
Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Bardakoğlu, “Toplayıcı olan dinle ayrıştırıcı olan siyasetin iç içe kılınmasıyla dindarlık ve ahlâk, gösterişin egemenliğinde zayıflatıldı” diye yakınmıştı. (20. Avrasya Ekonomi Forumu, 6.4.17)
Aslında iktidara yakın yorumcuların “ehliyet ve liyâkattan uzaklaşıldığını, adâletten sapıldığını” ikrarla “Şimdiki ‘zıpırlar’ açgözlü ve açıkgözlü. Emeksiz kazancın sırrını keşfettiler. Akıllarınca Hacca gider defteri sildirtirler, yolun sonuna varınca tevbe ederler! Kaşığı belinde dolaşan birileri helâl-haram, rüşvet, torpil demediler. ‘Her yol........
