menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İktidarda “Silivri davaları” telâşı…

25 0
08.05.2026

“Siyasallaştırılmış yargı” üzerinden muhalefete siyasî operasyon yargılamalarının yapıldığı Silivri duruşmalarında başta İBB iddianamesiyle bütün davalarda âdeta bir ric’at yaşanması dikkat çekici.

Çarpıcı olan, bütün baskılara rağmen “iktidar cephesi”nden ve “yandaş medya”dan “asrın yolsuzluğu” olarak pompalanan davaların uydurulmuş “gizli tanıklar”ın, “etkin pişmanlık”la devşirilmiş “itirafçılar”ın ifadelerinden caymaları; “görmedik”, “bilmiyorum,” “ben demedim, savcı ilave etmiş” çarklarıyla ifadelerini değiştirmeleri.

Zira tutuklamalara dair deliller ortaya konulamadığından tahliyeler devam ediyor. Muhalefete mensup bazı belediye başkanlarıyla her hafta bir kısmı tahliye edilen çoğu bürokratlar ve çalışanlar hakkındaki iddialar doğru çıksa bile yatarından fazla tutuklu kalmalarıyla daha şimdiden sözkonusu iddialarının altının boş olduğu açığa çıkıyor.

Bu çark edişle davaların tek tek çöktüğü yorumları yoğunlaşırken, “iktidar belediyeleri”ne dair “yolsuzluk iddiaları”nın soruşturulmaması “çifte hukuku” iktidar mahfillerinde dahi sorgulanıyor. “Bir şey çıkmıyor, bütün iddialar çürüyor” diye “havuz medyası”nın Silivri’deki duruşmaları takipten toptan vazgeçmesi bundan.

Bundandır ki AKP kurucularından eski Adalet Bakanı Arınç, baştan beri “Toplumun seçtiği adam çıkarcılığın baş tacı, tamamen duygusal ilişkiler peşinde” şikâyetiyle “adâlet olmazsa hiçbir şey olmaz, bugün ekmekten, sudan bile önemlidir” mesajını veriyor. Seçilmiş belediye başkanlarının tutukluklarına dair “Tutukluluk bir tedbirdir, cezâya dönüşmemelidir. Unutmayalım ki bugünkü Anayasa Mahkemesi kararlarının yüzde 67’si âdil yargılama hakkının ihlâlinden” diyor. (Ruşen Çakır, Medyascope, 19.5.25; gazeteler. 13.2.26)

Keza yargıya güvenin azalmasından, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının ortadan kaldırılmasından yakınıp, “Bir kimse hakkında isnatta bulunurken dikkatli olunmalı. Lekelenmeme hakkı ve mâsumiyet karinesi ihlâl edilmemeli, 2001’de verdiğimiz ‘3-y’ye, yolsuzluk, yoksulluk, yasaklarla mücadele’ye geri dönülmeli” çağrısıyla “hukukun siyasetin köpeği haline getirilmesi”nden hayıflanıyor.

Ne var ki Bahçeli’nin “Ahmetler makama” önerilerinin aksine “atanmış kayyımlar”ın sürelerinin uzatılması; hâlâ Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmaması, operasyonların tam gaz sürdürülmesi iktidar mahfillerinde “ya sonrası” endişelerini........

© Yeni Asya