“Süreç”te “enfekte” endişesi!
Ve “yasa”nın siyasî hesaplarda su-i istimalle sonraki adımın DEM’in desteğiyle “Anayasa değişikliği”yle “tek kişilik otoriter rejim”de istimali tartışılıyor.
Bir diğer tartışma, “Kürt sorunu”nun çözümüyle ilgili hiç bir düzenlemenin yer almadığı “yasa”nın, “anayasaya açıkça aykırı” olarak elli bin çocuk, yaşlı, kadın vatandaşla asker, polis ve korucuyu katleden teröristlere “özel af”la “siyaset serbestisi” getirmesi.
Terör örgütü militanlarının “silah bıraktığı”nın tesbit ve teyidinin, Anayasaya ve hukuk teğet geçirilerek yargı mercii yerine yürütmenin başındaki Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurula bırakılması.
“ÖRGÜTE ÖZEL YASA OLMAZ!”
Hukukçuların tesbitiyle, mahkemelerin verdiği cezaların iktidarın emrindeki idarî makamlarca kaldırılması, soruşturma açılmamış terör örgütü üyelerine “soruşturma açılıp açılmaması”, yargı yetkisinin atanmış kurullarca kullanılması peşinen siyasî otoritenin bürokrasi üzerinden “yasa”yı politik projelerinde istismara teşne hale getiriyor.
Konunun uzmanları, dünyadaki misalleriyle silahı bırakmayıp terörden kesin vazgeçmeyen terör örgütleriyle masaya oturulmayacağını, meşru siyaseti terörün vesâyetine sokan millete ve demokrasiye büyük bir darbe olduğunu bildiriyorlar. Kaldı ki bir terör örgütüyle “anlaşma” yapıldığında emperyal tahriklerle örgütten kopma yeni terör örgütleri çıkarılıyor.
Ancak hukukçuların nazara verdikleri en büyük hukuksuzluk, “infaz yasası”nın “münfesih örgüt” denilerek PKK terör örgütüne hasredilmesiyle peşinen çifte standarda tevessül edilmesi. Belli bir gruba/örgüte “özel af” getirilirken, diğer grupların kapsam dışı bırakılmasının Anayasa Mahkemesi’nin iptaliyle “genel af”a dönüşmesi.
Bundandır ki terör suçları mahkûmlarıyla ilgili “özel infaz”ın istisnasız tüm........
