Risale-i Nur kıymetlidir

İki satırlık bir beyit olmasına rağmen içinde ihtiva ettiği şayan-ı hayret hakikatler sayfalarca yazı ile ancak ifade edilebiliyor olması değerini gösteriyor.

“Zemzeme-i tağut’u hep berbat eder, (Allah’a isyan eden şeytanın sesi)

Lût gibi rukn-i salabettir sözün” (Barla Lâhikası, s. 131.) (Risale-i Nur manevî, sağlam bir direktir)

Ahirzamanda ortaya çıkacağı ayet ve hadislerle belli olan İslâm deccalini sözleri ve icraatlarını Allah’a isyan eden şeytanın sesi olarak tesbit ettikten sonra Risale-i Nur a karşı olan komite için, “Bu hizmete karşı şeytan-ı racimden başka hiç kimsenin karşı gelmeye hakkı yoktur” (Mektubat, s. 104) diyerek onlara layık oldukları yerleri göstermiştir.

Daha sonra İslâm’ı ve Kur’an’ı ortadan kaldırmak isteyen zihniyet öncelikle insanların aklından ve kalbinden “Haşir” inancını kaldırmak için çalışmalar yaparlarken, Bediüzzaman Hazretleri de Barla’da ölümden sonra dirilmeyi iki kere iki dört edercesine Onuncu Sözü yani Haşir Risalesini telif edip önce mecliste dağıtarak suratlarına öyle bir şamar vurdu ki, nereden geldiklerini anlayamadılar.

Bu komite sonra Kur’ân’daki müteşabih ayetleri ve Kur’ân’daki tekrarların lüzumsuzluğu iddialarını neşretme çalışmaları ile Kur’an’ı halkın nazarında küçük düşürmek isterken Barla’dan Mu’cizat-ı Kur’aniye risalesi olan 25. Sözün neşri ile bu planları da........

© Yeni Asya