menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Her dem yeni bir hayat

21 0
13.06.2026

Faruk Çakır kardeşimin (“Yaz”madınız!) tevriyeli ikazıyla iki ayağım bir papuca… (sığmadı elbet!)

Bir: Yaz geldi; Haziran… 

Üstümdeki ufuneti atmak adına bir dörtlükle geç kalmışlığımın hem önünü alayım hem de yazıya ısınayım istedim. 

Bir konuşmaya ve yazıya başlamanın en yumuşak yollarından olsa gerek bir iki mısra ya bir atasözü ya bir hatıra ile başlamak. Elbet bir fıkra bir hikâyecikle de işe koyulabilirsiniz. 

Haa, konuşurken dinleyicilerin gözlerinde geziye çıkabilirsiniz. Yazarken de hayalen niye olmasın! Ve dörtlüğü gönderdim:

Bir yâr sevsem söz olur.

Gül dediğin derin sevda;

Yanar yanar köz olur.

Dedim ki içimden devam edebilirsem köşeyi şiirleyeyim. Yok. Tembelliğim tuttu; işi inşaya döktüm.

Şu da var ki her hafta ne yazılır?

Bir de mevsim -Haziran başları da olsa- yaza girmiş saymam kendimi. 

Hani ben haziranı hep bahardan sayarım da birden gitmesini istemem baharın. 

Mayıs gülleri hazirana da sarkar. Hanımelleri, yaseminler İstanbul sokaklarını efsunlar. 

 Mor salkımları seyrettim bu sene de doya doya. O eflatun selâmlarla göz göze gelmemek olur mu! 

Halide Edip’in eski baskı saman kağıdı Mor Salkımlı Ev’inde biraz gezindim; mor salkım zamanlarının hatrına. Mor dediğime bakmayın arada beyaz salkımlı evler de var. Ve başka renkleri de vardır belki de!

Okumak güzel şey…........

© Yeni Asya