menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayat bu dünyaya sığmaz

17 0
09.05.2026

Hak etmeyenler milyon paraları paralıyorlar. "Havaya fişek" atıyorlar; Boğaz'ın en “Boğaz” yerlerinde! Bunlar gördüğümüz... 

Dün yasaksız Türkiye, konuşan Türkiye diye yollara düşmüştük. Çok gençtim. Edebiyat, siyaset, ticaret, eğitim yollarında durmak bilmeyen bir koşu içindeydim. Çok yoruldum çok. Şimdi yaş aldı başını gitti. Dün ulaştığımız adreslerin çoğundan bugün iz bile kalmadı. Hâlâ demokrasi, adalet, hürriyet, para peşindeyiz. Gelir dağılımında, hukukta gerilere, gerilere, gerilere gitmek için bu “gayret” nicedir?!

Çok da siyasî olduk, ama ortada o “siyaset” yok. (Hamaseti siyaset zannedenler” konu dışı…) 

Şiirden, sohbetten de uzaklaştık. Elimize ne geçti?

Hele en nazik yerlere neleri çıkardık.

Hutbede siyaset olmaz hoca! Orası tevhid yeri... Anlat nübüvveti... Öldükten sonra dirilişi... İbadeti, adaleti... Etme tutma hoca! Ruz-u mahşer var; makamlar karıştı hoca!

Meseleler Meclis'te enine boyuna ortaya konur; benim bildiğim. Yok; orda da konuşulmuyor. 

Dernekler, vakıflar veya nüfuzu ele geçirmişler bulunduğu yeri siyasetin emrine veriyor. 

Hele bir ya da birkaç kişinin binlerce kişi adına karar vermesi tuhaf, düşündürücü ve hak ihlali... 

Meşvereti anlarım da... Ferdî kararlar ferdi bağlar; seni, beni değil... 

Hem senin okuduğun o kitapları, başkaları da okuyor; başka anafikir çıkarıyor. Sanattan, edebiyattan uzak olunca; anlamsızlıklar ayrık otu gibi etrafı sarıyor. 

İçimiz dışımız karardı. Herkes her şeyi “bilir” oldu! Çok şey gürültüye, gevezeliğe, görgüsüzlüğe, kabalığa, sevgisizliğe, üstün körülüğe kurban........

© Yeni Asya