Vazife: İ'caz-ı Kur'an'ı rumuzat ile beyan - 1 |
Hayatının safhalarının anlatıldığı Tarihçe-i Hayat isimli eserinden iki önemli not ve kendisinin eserlerinde naklettiği rüya ile yazımıza başlayalım:
Tabiri caizse, ele avuca sığmayan ve kimseye eyvallahı olmayan Molla Said’in gördüğü bir rüya anlatılır Tarihçe-i Hayat’ında. Kıyamet kopmuş, kâinat yeniden dirilmiş. Molla Said, Peygamber aleyhissalâtü vesselâmı nasıl ziyaret edebileceğini düşünür. Nihayet sırat köprüsünün başına gidip durmak hatırına gelir ve Peygamber Efendimizi (asm) ziyaret eder ve kendisinden ilim talebinde bulunur. Hazret-i Resul-ü Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, ümmetinden sual sormamak şartıyla Kur’ân ilminin kendisine verileceğini müjdeler.1
Yine Üstad Hazretleri gençlik yıllarında Van’da bulunduğu zamanlarda bir gün Vali Tahir Paşa elindeki gazetedeki İngiliz sömürgeler bakanına ait haberi gösterir. Haberde, İngiliz Meclisinde konuşan Sömürgeler Bakanının elinde Kur’ân-ı Kerîm’i göstererek söylediği bir söz nakledilmektedir. Ve İngiliz Bakan: “Bu Kur’ân, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur’ân’ı onların elinden kaldırmalıyız yahut Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız”2 demiş.
İşte bu müthiş haber, Bediüzzaman’da büyük bir tesir uyandırmış ve bu haber üzerine: “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim!” demiş, ruhunda uyanan kuvvetli niyet ve sâikle çalışmaya başlamıştır. Bu olay, hayatının dönüm noktalarından biri olmuş ve Kur’ân’ın mu’cizeliğini ispat etme davasına yönelmesini sağlamıştır.
Hayatının tamamında çözüm üretmeye çalışmış ve aynı zamanda hayatını ifsad/mülhid/dinsiz/ mason/zın- dıka komiteleriyle mücadeleyle........