İSLÂM ÂLEMİNİN KUDSÎ KONGRESİ: HAC

Ali DEMİR [email protected]

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lâhikası, 295. Mektupta “... din-i İslâm'ın kudsî ve semavî kongresi hükmünde olan bu hacc-ı ekberi...”  İslâm âleminin yıllık kongresi gibi tarif ettiği Hac ibadetini, mevsimi dolayısıyla tetkik etmeye çalışalım inşallah.

İslâm'ın temel şartlarından ve yeterli zenginliğe sahip her Müslümanın üzerine farz ibadetlerden biri hac ibadetidir. Ve ömürde bir kez yapılması farzın yerine getirilmesi için yeterlidir. Mübarek Ramazan ayından sonra gelen üçüncü hicri ay olan “zilhicce” ayının içinde ifa edilen bir ibadet. Bu farzı diğer İslâm'ın Şartlarından ayıran en önemli hususus ise, ibadetin yapılacağı mekân Mekke’deki Harem-i Şerifdir. Mekke de bulunan mukaddes mekânlar; Kabe, Arafat, Mina, Müzdelife,

Hac ibadeti esnasında ziyaret edilen temel mekânları kısaca şöyle tarif edebiliriz:

- Kâbe: Mescid-i Haram'ın merkezinde bulunan, tavafın yapıldığı İslâm âleminin kıblesidir.

- Safa ve Merve Tepeleri: Arasında sa'y ibadetinin gerçekleştirildiği iki tepedir.

- Arafat: Zilhicce'nin 9. günü vakfenin yapıldığı, Mekke'nin doğusundaki bölge olup, Peygamber Efendimizin (asm) "Hac Arafat'tır." diye tarif ettiği tepe ve çevresindeki alandır.

- Müzdelife: Arafat ile Mina arasında yer alan, vakfe yapılan ve taş toplanan alandır.

- Mina: Şeytan taşlama ve kurban kesme işlemlerinin yapıldığı bölgedir.

Leyâli-i Aşerenizi tebrik ederiz

Üstad Bediüzzaman Said Nursî'nin bir tebrik mesajını hatırlatarak, Hac ibadeti  ve Kurban Bayramını içinde barındıran Zilhicce ayının ilk on günü hakkında kısa bilgi verelim. Emirdağ Lâhikası, 203. Mektupta “Bu sene hacc-ı ekber manasını taşıyan leyâli-i aşerenizi ruh u canımızla tebrik ederiz.” mesajını talebelerine yazan Bediüzzaman, iki şeye dikkat çekmiştir: “Hacc-ı Ekber” yani en büyük hac ve “Leyâli-i Aşere” yani mübarek on geceler...

Fıkhî ve manevî bir terim olan “Hacc-ı Ekber”, genellikle Arefesi Cuma gününe denk gelen hac için kullanılan bir tabir olup “en büyük hac” demektir. Farklı bir görüşe göre de, nafile ibadet olan Umre’den ayırmak için  bu isimle anılır. Said Nursî Hazretlerinin bu mektubu yazdığı sene Hac Cuma gününe tevafuk ettiğinden, o seneki ibadetin sevabının ve manevî feyzinin çok daha yüksek olduğunu ifade ederek talebelerinin bu mübarek vakitleri değerlendirmeleri için dikkat çekmiştir.

Leyâli-i Aşere (On Mübarek Gece) nedir?

Kur’ân-ı Kerîm’de Fecr Suresi’nde üzerine yemin edilen "On Gece", İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre Zilhicce ayının ilk on gecesidir. Bu günler, içinde Kurban Bayramı’nı ve Arefe gününü barındırdığı için yılın en faziletli zaman dilimi kabul edilir.

Zilhicce'nin ilk on günü hakkında Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur: "Allah katında şu on günde işlenecek salih amelden daha sevimli bir amel yoktur." Peygamber Efendimiz'in (asm) Zilhicce'nin ilk dokuz gününü genellikle oruçlu geçirdiği bildirilmiş, özellikle 9. gün olan Arefe günü tutulan orucun, geçmiş ve gelecek birer yıllık günahlara kefaret olacağı müjdelenmiştir.

İttihad-ı İslâm açısından haccın ehemmiyeti

Hac ibadetinin sadece ferdî bir kulluktan ibaret olmadığını, İslâm âleminin sosyal ve siyasî hayatına bakan muazzam bir yönü bulunduğunu Üstad’ın “...din-i İslâm'ın kudsî ve semavî kongresi...” tanımından anlıyoruz. Bediüzzaman Said Nursî’nin Sünuhat isimli eserinde zikrettiği, hayatındaki en ehemmiyetli "sadık rüyalardan" biri bu hakikati doğrudan şerh etmektedir.

Kaderin sorduğu dehşetli sual

Birinci Dünya Savaşı’nın neticelerinin ağır şekilde yaşandığı 1919 senesinin Eylül ayında Üstad, rüyasında nuranî bir meclise davet edilir. Mukadderat-ı İslâm........

© Yeni Asya