Çoban yıldızı
Her toplumun aydınlanma, gelişme ve müreffeh olma sürecinde yaşadığı pek çok sorunun altında öz kaynaklarından yeterince istifade edemeyiş yatmaktadır.
Size hayatında “keşke”si, pişmanlığı, aldanmışlığı olmayan bir çoban yıldızından, bir dehadan ve onun çözüm önerilerinin birkaçından bahsedeceğim.
Toplumsal çürümenin gözle görülür emareleri; hukuksuzluk, zorbalık, saygısızlık, sevgisizlik, haksızlık, güvensizlik, bencillik, doyumsuzluk, ümitsizlik, bedbinlik, tembellik ve cehalettir. Bunların tuzu biberi ideolojik körlüktür. İdeolojik körlük; gerçekleri göremeyişin, girdaptan çıkamayışın temel sebebidir.
İnsan okul ve gönül gelişimi ve birlikteliği ile kemale ulaşır. Halen kahir ekseriyetin yeteri kadar tanımadığı, bigâne kaldığı bir deha, bir çoban yıldızı Bediüzzaman’dan söz etmek istiyorum.
Bediüzzaman Münazarat adlı eserinde; “Vicdanın ziyâsı, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizâcıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.” (ESDE, Münazarat, s. 214.) der.
Bediüzzaman saltanat ve otoriter anlayışların hükmettiği bir dönemde yaşamıştır. Pek çok kişinin olarak gördüğü bu yönetim........
