Emeğin karşılığı

Bu ifade, emeğin kutsallığını vurgularken, günümüz iş dünyasının karmaşık yapısında “ücretin korunması” başlığı altında karşımıza çıkan evrensel bir normun özeti niteliğindedir.

​Bu kadim ilkenin modern hukuk sistemlerindeki karşılığına baktığımızda, ücretin zamanında ödenmesinin işverenin en temel borcu olarak tanımlandığını görüyoruz. Örneğin Türkiye’deki 4857 sayılı İş Kanunu, işçinin ücretinin zamanında, eksiksiz ve düzenli olarak ödenmesini emrederken; hadiste geçen “alın teri kurumadan” vurgusuyla paralel bir çizgide, ödeme borcunun öncelikli bir yükümlülük olduğunu tescil eder.² Bu bağlamda, emeğin karşılığının makul sürede teslim edilmesi yalnızca dinî bir hassasiyet değil, yasal bir zorunluluktur.

​Emeğin hakkının teslim edilmemesi veya geciktirilmesi durumu, hukuk sisteminde oldukça sert yaptırımlara bağlanmıştır. İşçinin ücreti ödenmediği takdirde iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkı bulunması, geciken ücretler için fark talep edilebilmesi, sürekli gecikme durumunda iş sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedilebilmesi gibi düzenlemeler, hadisin ortaya koyduğu prensibin günümüzde nasıl zorlayıcı kurallara dönüştüğünü açıkça göstermektedir. İdarî para cezalarıyla desteklenen bu süreçler, işçinin emeğini koruma altına alarak adaleti tesis etmeyi amaçlar.

​İslâm hukukundaki “kul hakkı”........

© Yeni Asya