Dosdoğru ol!
Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî, Kur’ân ayetlerini sadece lafzî değil, aynı zamanda hayatın merkezine yerleşen bir rehber olarak ele alır. Hud Suresi 112. ayet ise bu bakışın en sarsıcı ve derin düsturlarından birini ihtiva eder: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”
Bu İlâhî emir, zahiren kısa; fakat manen son derece ağır ve kapsamlıdır. Nitekim Bediüzzaman, bu ayetin ağırlığından dolayı Peygamber Efendimiz’in (asm) “Hud Suresi beni ihtiyarlattı” buyurduğunu aktarır.² Çünkü “istikamet”, sadece bir doğruyu bilmek değil; o doğru üzere sarsılmadan, aşırılığa kaçmadan, sürekli bir denge içinde yürümektir.
Risale-i Nur penceresinden bakıldığında, istikamet üç temel alanda tecelli eder:
Birincisi, itikadda istikamettir. İnsan, iman hakikatlerinde ifrat ve tefrite düşmeden, Kur’ân’ın gösterdiği sade ve selim yolu takip etmelidir. Ne aklı tamamen dışlayan bir taassup, ne de her şeyi inkâra götüren bir aşırılık… Hakikat, bu iki uç arasında, dosdoğru bir çizgide bulunur.
İkincisi, ibadette istikamettir. Ayette geçen “aşırı da gitmeyin” emri, ibadette bile ölçünün korunmasını ister. Çünkü din, fıtrata uygundur; insanı zorlayan değil, dengeleyen bir nizamdır. Bu bakımdan az ama devamlı amel, çok ama sürdürülemeyen amelden daha kıymetlidir.
Üçüncüsü ise ahlâk ve........
