Fıtır Sadakası ve Bayram Namazları

Fıtır sadakasının; her Müslüman’ın üzerine düşen bir hak ve vecibe (borç) olduğunu ilan da ettirdi. Yoksulların yiyeceğini sağlayan, oruçluyu söylediği boş sözlerden, işlediği çirkin işlerden arıtan fıtır sadakasının bayram namazından önce verilirse makbul bir sadaka olacağı, namazdan sonra verilirse fıtır sadakası dışındaki sadakalardan bir sadaka sayılacağı da açıklandı.

Peygamberimiz (a.s.m.) Medine'ye geldiği zaman, “Allah, size, iki bayramınıza bedel, onlardan daha iyilerini, hayırlılarını; fıtır (Ramazan) ve kurban bayramı günlerini tahsis kıldı" buyurdu.2

Peygamberimiz (a.s.m.), ramazan bayramında bir şey yemeden namaza çıkmaz, kurban bayramında ise namazı kılmadıkça bir şey yemezdi. Namazı kıldırıp eve dönünce de, kurbanın etinden yerdi. 

Peygamberimiz (a.s.m.), bayram namazlarından önce guslederdi. Hz. Ali (r.a.) de böyle yapar ve “Biz ancak Muhammed’den (a.s.m.) yaptığını gördüğümüz şeyi yaparız!" derdi. 3

Peygamberimiz (a.s.m.); bayram namazlarına bir yoldan gider, başka bir yoldan dönerdi. 

Ebu Saîd el-Hudrî, “Resûlullah (a.s.m.), ramazan ve kurban bayramı gününde namazgâha çıkar, ilk başladığı şey namaz kıldırmak olurdu. Sonra, namazdan çıkıp, cemaat oldukları yerde saflarında otururlarken kendisi ayakta onlara dönüp vaz eder, tavsiyelerde bulunur, ne emredecekse emrederdi. Hatta o sırada kimleri nereye gönderecek olursa gönderir yahut başka bir şeyin yapılmasını emre¬decek olursa emreder, bundan sonra namazgahtan döner, evine giderdi." 4 der.

Peygamberimiz (a.s.m.); Medine'de on yıl her kurban bayramında kurban kesti. Peygamberimiz (a.s.m.) kestiği kurbanları çift çift keser, birisini kesemeyen ümmeti için, diğerini de ev halkı için........

© Yeni Asya