Evlensenize kardeşim! (1)
Şaka yollu kızıyorum, evlensene kardeşim, niye evlenmiyorsun? Yok, kalbi küt küt etmemiş, yok henüz ev ve arabası yokmuş, yok ekonomik şartlarmış, ailevî sebeplermiş, yok bekârlık sultanlıkmış, yok kimsenin boyunduruğu altına giremezmiş, yok ne gereği varmış, yok öyleymiş, yok böyleymiş…
“Yahu demokrasiler asrındayız, bekârlık sultanlıksa evlilik cumhuriyettir” desek de nafile.
Ne çevre baskısı, ne ailevî zorlamalar ne de vatan millet edebiyatı… Hiçbiri gençlerimizi evlilik konusunda ikna edemiyor.
Türkiye evlilik, boşanma ve çocuk sahibi olma meselesinde çok tehlikeli bir noktada. Bu tehlike “Portekizleşmek” kavramıyla ifade ediliyor. Portekizleşmek, literatürde geleneksel, muhafazakâr yapıdan hızlıca koparak yüksek boşanmayı ve aşırı düşük evlenmeyi doğuran yeni bir yapıya evrilmeyi ifade ediyor ve istatiki veriler, Müslüman bir topluma yakışmayacak şekilde, Türkiye’nin bu konularda fazlasıyla Avrupalılaştığını gösteriyor. Türkiye’de aileler çatırdıyor, evlilikler zorlaşıyor, nikâhsız birliktelikler akıl almaz bir biçimde, “Türkiye Portekizleşiyor mu?” tartışmaları eşliğinde artıyor.
1970’li yıllarda muhafazakâr ve güçlü aile yapısıyla öne çıkan, evliliğin en mukaddes kurumlardan biri olarak kabul edildiği Portekiz, günümüzde yüzde yetmişleri aşan boşanma oranına sahip. Yine yüksek oranda evlilik dışı birlikteliklerin âdeta bir akım haline gelmesiyle Avrupa’nın en hızlı kültürel değişimini yaşayan ülkesi olarak görülüyor. Bir ülkenin geleceği açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendirilen bu durumun benzerinin Türkiye araştırmalarında ortaya çıkması “ne oluyoruz?” sorusunu sorduruyor.
Yaklaşık yirmi beş yıldır muhafazakâr-İslâmî........
