menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meşrutiyet-i meşrûa

11 0
23.05.2026

Şeriatı yanlış tanımlayıp bizden uzaklaştırmaya çalışıyorlar ve hürriyeti de yanlış tanımlıyorlar ki amaçları fikirde anarşi çıkarmak. Böylece insanların kavramları yanlış tanıyıp araştırma ihtiyacı duymayıp dogmatik olarak devam etmeleri.

Cumhuriyette esas olan kanun hâkimiyetidir. Kanun amacı ise insanların haklarını muhafaza ve hürriyetini temindir. Şer’î hürriyet, nefis dahil hiç kimseye zarar vermeden yaşamayı emreder. Hz. Bediüzzaman “Fakat, ey göçerler, sizde olanı yarı hürriyettir. Diğer yarısı da başkasının hürriyetini bozmamaktır”1 ve hürriyet ise ancak Allah’ın bize verdiği kadarıyla olur yoksa tamamen hür olmak hayvanlıktır. “İnsanlar hür oldular ama yine Abdullahtırlar”2 cümleleriyle Şer’î hürriyeti, meşrutiyet-i meşrûayı böyle anlatır göçerlere. 

O zaman biz de Allah’ın koyduğu çerçevede hür olmalıyız. Hür oldukça istidalarımız gelişiriz terakki ederiz, Üstad da bunu “Bu inkılâp, doğurduğu hürriyeti eğer meşveret-i şer’iyenin terbiyesine verse, bu milletin eski satvet ve kuvvetini ihyâ edecektir”3 diye dile getirmiştir

Kanunlarımız ise Şeriata uygun olmalıdır ki gerçek adalet sağlanabilsin; yoksa insanlar fıtratlarına uygun olmayan durumlarda yaşamak zorunda kalır. “Hem........

© Yeni Asya