Doz Aşımı: Ölçünün kaybolduğu nokta!

Bir zamanlar tedavisi mümkün olmayan pek çok hastalık bugün ilaçlar sayesinde Allah’ın izniyle kontrol altına alınabilmektedir. Ancak her nimetin olduğu gibi ilaçların da doğru kullanılmadığında ciddi riskler ve tehlikeler taşıdığı bir hakikattir. Bu tehlikelerin başında ise “doz aşımı” gelmektedir.

Doz aşımı, en basit ifadeyle bir ilacın veya kimyevî maddenin vücudun kaldırabileceği miktarın üzerinde alınmasıdır. Tıp dünyasında her ilacın belirlenmiş bir tedavi aralığı vardır. Bu aralık içinde kullanıldığında ilaç tedavi edici bir etki gösterirken, sınır aşıldığında aynı ilaç zararlı hatta ölümcül neticelere yol açabilir.

Manevî ve dinî hizmetlerde “Doz Aşımı”   

“Doz aşımı” mevhumu yalnızca tıbbî alanda değil, hayatın farklı sahalarında da sembolik olarak kullanılabilecek bir ifadedir. Nitekim insan hayatında her şeyin bir mizan ve muvazene içinde olması gerektiği hem aklın hem de dinin kabul ettiği bir hakikattir. “Beğendiğin şeyde ifrat etme…” ifadesi bunu hatırlatır. Çünkü “Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.”1

Manevî ve dinî hizmetler de bu ölçü prensibinden bağımsız değildir. Dinî hizmetlerde samimiyet, gayret ve fedakârlık son derece kıymetli olmakla birlikte, bu hizmetlerin hikmet, muvazene ve itidal içinde yürütülmesi gerekir. Aksi hâlde iyi niyetle yapılan bazı fiiller ve hizmetler dahi istenmeyen neticelere yol açabilir.

Mesela bir insanın bütün zamanını ve enerjisini ölçüsüz bir şekilde hizmet faaliyetlerine ayırması, zamanla hem kendisi hem de çevresi için çeşitli zorluklara sebep olabilir. Aile hayatının ihmal edilmesi, yakın çevresiyle alâkalı sorumlulukların göz ardı edilmesi veya insanların kapasitesinin üzerinde sorumluluk yüklenmesi bu durumun........

© Yeni Asya