Bir sürpriz, bir sürprize “Bre sürpriz, gel beraber bir sürpriz yapalım” demiş!

“Ne yaptığımı bilmediğim için, düşmanlarım da şaşkına dönecek ve ABD’nin ne yaptığını anlayamayacaklar…

Bu şekilde planlarımızı gizleriz, hatta hiçbir planımız olmasa bile!”

(Trump’ın “stratejisi” hakkında, popüler olan internet mimi!)

Şimdi de, meşhur gazeteci Seymour Hersh’ün Substack’teki son yazısının alt başlığını okuyalım:

“Trump’ın bilmediği şey, savaş hakkında bilmediği şeydi.”

Şu satırlar da Hersh’ün yazısından:

“Trump, Beyaz Saray’ı altınla süslerken, Başkanlık makamını da aşağılamaya devam ediyor.

Gece boyunca çalışan bir ekip tarafından hazırlanan CIA’in çok gizli sabah brifinglerinin hiçbirini okumadığı söyleniyor. Bu, okumadığı birçok rapordan sadece biri.”

Donald Trump’ın, geçenlerde Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae ile bir araya geldiği basın toplantısında yaptığı PEARL HARBOR göndermesi, Oval Ofis’in adeta “buz kesmesine” yol açtı.

Sarı Kovboy, bir Japon gazetecinin “Neden İran’a yönelik saldırıyla ilgili olarak Japonya dahil müttefiklerinize haber vermediniz?” şeklindeki sualine şu cevabı verdi:

“Bunun sürpriz olmasını istedik. Sürpriz denildiğinde, bunu Japonya’dan daha iyi bilen kim var? Siz, neden Pearl Harbor hakkında kimseye bir şey demediniz?”

Bu kontratak sözler; ABD heyetindekileri güldürürken, Japon heyeti ise şaşkınlıkla baka kalıyordu.

Japonya Başbakanı’nın Oval Ofis’teki sekizde sekiz “ezikliği” ise ibretlik bir sahneydi.

“Dünyada barışı sağlayabilecek tek kişinin Başkan Trump olduğuna inanıyorum” lafından…

“İran’ın misilleme saldırılarını ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararını kınamasına” kadar her tavrı ayrı bir kepazelikti.

Donald Trump’ın gönderme yaptığı, 7 Aralık 1941’deki “Pearl Harbor Saldırısı” ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’na girmesine sebep olan “Kırılma Anı” idi.

Japonya’nın Hawaii’deki ABD üssüne düzenlediği baskında 2400’ten fazla Amerikan askeri ölmüş, 12 savaş gemisi ise ağır hasara uğramıştı.

Pearl Harbor saldırısının arka planı hakkında ileri sürülen iddialar, yapılan tartışmalar on yıllardır süregeliyor.

Bu vesileyle, John Coleman’ın yazdığı “300’ler Komitesi” adlı kitapta yer alan çarpıcı bir belgeyi........

© Yeni Ankara