Atını vuran kovboy

Küresel Mafya’nın psikopat diktatörü Trump, tehditlerine devam etmekle birlikte “Savaş, büyük ölçüde bitti” dedi!

Bu sözleri, Beyaz Saray’daki faşizan hesapların şaştığını gösteriyor.

Donald Trump’ın “hızlı bir zafer” kazanma yolundaki ilk beyanları, savaş alanındaki zorlu gerçeklerle yüzleşti.

Sarı Kovboy, “pabucun pahalı olduğunu” fark etti!

Uzadığı taktirde daha fazla zarar göreceğini anladığı bir savaştan sıyrılabilmek için “çıkış arama” antrenmanı gibi laflar sarf etti.

ABD-İsrail terör ikilisinin İran’a yönelik kanlı saldırıları karşılıksız kalmadı:

-Soykırımcı Ortaklar; şu ana kadar kayda değer hasarlar, kayıplar verdi.

Zayiat sayılarını gizlemeleri, gerçeği değiştirmiyor.

Şimdiden belli: İran’da “rejim değişikliği” planı iki seksen yattı!

İran, yeni dini liderini seçti: Mücteba Hamaney, babasının yerini aldı.

Sarı Tiran Trump “İran’ın liderinin belirlenmesinde benim de rolüm olmalı” demişti.

Egemen bir devletin liderinin kim olacağına karar verme hakkını kendinde bulacak kadar azgınlaşan Faşist Başkan Donald…

Şimdilerde, Roma İmparatoru Caligula ile Mussolini ve de Hitler’le aynı kötücül kategoride değerlendiriliyor.

Emlakçıyken dolandırıcıydı; başkanken “Kandan beslenen bir Tiran” oldu.

AMERİKAN USULÜ “SEÇİM”

Trump “Amerikan Demokrasisi” dedikleri şeyin, “aslında ne menem bir safsata olduğunu” tüm dünyaya gösteriyor.

Bağımsız bir devletin dini lideri ile yönetimdeki üst düzey isimleri katletmek suretiyle o ülkede “seçime gidiyorlar!”

Oy pusulalarının yerine bombaların, füzelerin kullanıldığı barbarlık eseri bir “seçim!”

-Donald, “kabul edilemez” bulduğu Mücteba Hamaney’in yerine birini düşünüyormuş!

Tam da burada, hatırlayalım:

ABD’nin bir önceki -Siyonist- başkanından “Türkiye’ye demokrasi getirmesini isteyen” siyasiler vardı, içeride!

“ÖZGÜRLÜK” MÜ, DEMİŞTİNİZ?

Amerikan “demokrasisi” her daim masumları öldürmeye ayarlıdır.

Müslüman sivilleri taammüden katletmek, ABD’nin devlet politikasıdır.

İran’daki kadınlara “özgürlük” vaatleri, onları öldürmekle eş anlamlıdır!

İran’daki ilkokulda 168 kız öğrenciyi kasten öldürenler…

Ülkenin muhtelif şehirlerinde yaklaşık 10 bin sivil binayı bombalayanlar…

Ramazan ayında bu katliamları yaparken, İran’a “barış getirmekten” veya “İran’ı kurtarmaktan” bahsediyorlardı!

ABD-İsrail tandeminin kanlı saldırılarına karşı, İran’da belli başlı meydanları dolduran kadınlar…

Batılı düşmanın, İran halkına “özgürlük” değil “ölüm vaat ettiğini” gayet iyi biliyorlar.

O kadınlardan biri olan İranlı gazeteci Haniye Panahlu, “Vatanımıza sahip çıkıyoruz, bombalardan korkmuyoruz. Batı’nın özgürlüğünü istemiyoruz” diyor.

(Aydınlık, 8 Mart 2026)

Düşman, hunharca saldırılarının ardından İran’da halkın yönetime karşı ayaklanmasını bekliyordu.

Tersi oldu: Batı Cephesi’nin faşizmine karşı İran ayakta, “her şeye rağmen” direniyor.

İran’ın teslim olmasını bekleyenler, daha çok bekler!

Zalimleri, sadece İran’da değil, bölgemizde çok daha ileri seviyede “hayal kırıklıkları” bekliyor.

“KİM ÖLE, KİM KALA BİLİNMEZ”

Şimdi hedeflerinde Mücteba Hamaney var.

Siyonist İsrail’in Enerji Bakanı Eli Cohen, İran’ın yeni dini lideri için “Yürüyen bir ölü!” dedi.

Bu küstah tehdidin “mütekabiliyeti” şudur:

“-Netanyahu, yürüyen bir ölüdür!”

-Kimin “Yürüyen bir ölü” olacağı, hiç belli olmaz!

Soykırımcılar, hak ettikleri sonu yaşarlar.

-Kader, mutlaka adalet eder.

MASKELİ BALO’NUN SONU

Finali, Constantin Von Hoffmeister’in Multipolar Press’te yazdıklarıyla yapalım:

“Trump, sis perdesini araladı ve insanlığa Batı’nın gerçek yüzünü gösterdi…

Tüm kuralları yıkma, her türlü perdeyi yırtma anlamında Trump hayli başarılı oldu!

O, büyük bir yıkıcıdır.”


© Yeni Ankara