Koca koca adamlar hiç utanmadılar da...

Neresinden tutsak elimizde kalan günlerden geçiyoruz.

O yüzden bugün ne yazsam diye uzun uzun düşündüm.

Bir yanım, eli kulağında açacak zerdali çiçeklerini yazmak istiyor.

Hemen ardından gözümün önüne Türkiye Büyük Millet Meclisi geliyor...

Çiçek açamıyor ideallerim.

Ben biraz flanörlükten yanayım.

Acele etmeden, bakarak, görerek, sindirerek yürümekten…

Kenti, insanı, zamanı dinleyerek dolaşmaktan…

Ankara sokaklarında yürümek de güzeldir.

Bunu da her kentin sakinleri gibi, en iyi Ankaralılar bilir.

Yine o günlerden biri...

E, düşünceliyim biraz da...

İşte tam da o sırada, tam Kızılay’dan Tunalı’ya doğru yürür...

O keskin ayazın kokusunu içinize çekersiniz ya...

Bir anlığına “Her şey fena değil galiba” bile dersiniz.

Meclis önünden kavga sesleri yükselir...

"Görme, duyma, devam et…"

Ayakkabı, ceket, yumruk, tekme, hakaret, küfür…

“Aboo!” diyorum, yurdum insanıyım çünkü.

TBMM’de neler oldu biliyorsunuz.

Dayanamıyorum, ciddiye alıyorum.

Akın Gürlek’in yemin töreni öncesi kürsü işgal edildi.

CHP’li vekiller protesto etti, AK Parti’liler engelledi derken iş yumruklaşmaya döndü.

Osman Gökçek ile Mahmut Tanal arasında yumruklar havada........

© Yeni Ankara