Ankara’da bayramın sessizliği ve samimiyeti |
Bayram sabahları her şehirde başka bir hikâye yazar ama Ankara’da bu hikâye biraz daha sade, biraz daha derin olur. Gürültüden uzak, gösterişten arınmış bir bayram hissi vardır burada. Sokaklar erken saatlerde uyanır ama telaş yoktur; daha çok dingin bir hazırlık, içten bir bekleyiş hissedilir.
Ankara’nın o bilinen gri tonları bile bayram sabahı farklı görünür. Belki güneş aynı güneştir ama his başka… Apartman önlerinde selamlaşan komşular, kapı aralıklarından yükselen kahve kokusu, bayramlıklarını giymiş çocukların heyecanı… Hepsi bir araya geldiğinde başkentte kendine özgü bir bayram atmosferi oluşur.
Büyük şehirlerin kalabalığı bazen insanı yalnızlaştırır derler. Ama bayram, Ankara’da bile bu yalnızlığı kıran nadir zamanlardan biridir. Normalde birbirine mesafeli duran insanlar, bugün bir “iyi bayramlar” ile yakınlaşır. Asansörde, sokakta, markette… Küçük bir tebessüm bile anlam kazanır.
Ankara’da bayram demek biraz da geçmişi hatırlamak demektir. Eski mahalle kültürünün izleri hâlâ bazı semtlerde yaşar. Kapı kapı gezmeler azalmış olsa da, bir telefon ya da kısa bir ziyaret bile o eski ruhu yeniden canlandırmaya yeter.
Belki İstanbul kadar hareketli, İzmir kadar renkli değildir Ankara’nın bayramı. Ama tam da bu yüzden samimidir. Abartıdan uzak, olduğu gibi… İçten.
Bu bayramda Ankara’nın bize öğrettiği şeyi hatırlayalım: Gösterişe gerek yok; önemli olan hatırlamak ve hatırlanmaktır.
Sessiz ama anlamlı bir bayramın içinden geçiyoruz. Belki de en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak bu.
İyi bayramlar Ankara.