CHP’nin YSK Temsilcisine soruyorum: Eski başkan Güven teşekkürü hak etti mi?

CHP YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu bana gönderdiği mesajda, “Sayın Sadi Güven’in yedi yıllık Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı döneminde gerçekleşti ve kendisine teşekkürlerimi sunuyorum” diyor ve 16 Nisan 2017 halk oylaması ile 6 Mayıs 2019’da Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının iptalini “unutamadığını” vurguluyor.

Yakupoğlu’nun unuttuğu eksikleri de ben tamamlayayım ama unutamadığımı değil, şiddetle kınadığımı söyleyeyim.

Kınama nedenim Sadi Güven döneminde Türk siyasi hayatının kaderini değiştirecek şu YSK kararlardır.

Skandal 1: 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde aslı olmayan ve gerçek dışı olduğu söylenen, noter tasdiki taşıyan bir fotokopinin YSK’ya Erdoğan tarafından Üniversite Mezunu olduğunun belgesi olarak verilmesi ve hiçbir araştırma yapılmadan, aslı görülmeden kabul edilmesi; Anayasa ve Seçim yasalarının ihlali skandalıdır.

İtirazın Hukuki Temeli: T.C. Anayasası'nın o dönemki 101. maddesi ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, adayların "yükseköğrenim yapmış" olması şartı aranmaktaydı.

T.C. Anayasası - Madde 101: "Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip her Türk vatandaşı arasından halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir."

6271 Sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu - Madde 6: "Seçilme yeterliği MADDE 6 – (1) Kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip her Türk vatandaşı Cumhurbaşkanı seçilebilir."

Yaşanan Süreç: Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına karşı, sunulan diplomanın (Marmara Üniversitesi/Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi) aslı olmadığı, noter tasdikli bir fotokopi olduğu ve bu belgenin gerçekliği yansıtmadığı gerekçesiyle YSK’ya çok sayıda itiraz yapıldı.

YSK Kararı: Yüksek Seçim Kurulu, 11 Temmuz 2014 tarihli ve 3392 sayılı kararı ile itirazları reddetti, Erdoğan’ın belgesini geçerli sayarak adaylığını açıkladı.

Skandal 2: 16 Nisan halk oylamasında AKP'nin başvurusu üzerine Seçim Kanunu’na aykırı şekilde, tam kanunsuzluk olmasına rağmen yaklaşık 3 milyon geçersiz ve mühürsüz oyun geçerli sayılması sonucu kabul edilmesidir.

Yaklaşık 1,6 milyon oyla parlamenter rejimin yıkılması ve ucube tek adam rejiminin kabulü. Ayrıca yasal süre içinde 2 gün sonra CHP'nin itirazının reddedilmesidir.

Karar Bilgisi: T.C. Yüksek Seçim Kurulu, Karar No: 560, Karar Tarihi: 16/04/2017.

Karar Metni: "...Dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulası ve zarfların geçerli sayılmasına karar verilmiştir."

İtirazın Reddi: CHP aynı gün değil, 2 gün sonra, “Atı alan Üsküdar’a geçtikten sonra” YSK’ya "tam kanunsuzluk" gerekçesiyle itiraz etmiştir.

19 Nisan 2017'de YSK tarafından 10'a 1 oy çokluğuyla CHP’nin başvurusu reddedilmiştir. Karara muhalefet şerhi koyan tek isim üye Cengiz Topaktaş'tır.

Skandal 3: Tüm itirazlara rağmen, Türkiye Noterler Birliği’nin resmî "usulsüz işlem" raporuna rağmen 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasızlığının araştırılmadan, ilk karara bağlı olarak kabul etmiş, Erdoğan 2. kez seçilmesidir.

2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Türkiye Noterler Birliği'nin (TNB) raporuyla yeni bir hukuki durum oluşmuştu.

Hukuki Dayanak: Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu'nun 2018/1476 sayılı kararı.

İçerik: Bu kararla, 2014 yılında diplomasını "aslını görmeden" onaylayan noter kâtibi hakkında disiplin cezası verilmiş ve işlemin usulsüz olduğu resmen tescil edilmiştir.

YSK'nın Yanıtı: YSK, 2018 adaylık sürecinde (Mayıs 2018) yapılan yeni itirazları, 2014'teki incelemesini emsal göstererek ve yeni bir araştırmaya gerek duymayarak tekrar reddetmiştir.

Skandal 4: 6 Mayıs 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin YSK tarafından hukuken değil, AKP’nin istemi ile siyaseten iptal edilmesinin sorumlularının başında gelir Sadi Güven.

İstanbullular 14 bin farkla kazanan Ekrem İmamoğlu’nu 23 Haziran’da 800 bin oy farkla seçerek AKP’ye de YSK’ya da hak ettikleri yanıtı verdi.

Değerli okurlarım, YSK savunulacak, korunacak, takdir edilecek bir kurum asla değildir. 2002’de Tufan Algan başkanlığında AKP ve Erdoğan hakkında alınan her karar hukuki değil, siyasi bir kurum hâline getirilmiştir.

Sadi Güven hep şunu söylermiş: “Seçimleri siyasi partiler yapar; onlar oyuncudur. Yüksek Seçim Kurulu ve seçim kurulları ise sadece hakemdir.”

Ben de soruyorum Sayın Yakupoğlu’na: Hakem ve hatta hakemler taraf tutarsa ne olur?

Diplomasız Erdoğan tartışması 2014-2018-2023 seçimlerinde sürer gider…Parlamenter Rejim yıkılır, Ucube Tek Adam Rejimi gelir…Aynı sandıktan milletin iradesi ile çıkan 4 oydan 3’ü kabul edilir, bir tanesi iptal edilir…Yandaş Seçim Kurulu’nun hakemleri değişse de Erdoğan’ın anayasaya aykırı şekilde 3. kez seçilmesine karar verir yeni YSK hakemleri…Çünkü YSK hukuki değil, siyasi bir kurul haline evrilmiştir.

İfadeye saygı çerçevesinde CHP'nin YSK temsilcisi Yakupoğlu’nun mesajını aynen veriyorum:

“2013-2020 yıllarında birlikte görev yaptığım Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sayın Sadi Güven hep söylerdi: 'Seçimleri siyasi partiler yapar; onlar oyuncudur. Yüksek Seçim Kurulu ve seçim kurulları ise sadece hakemdir.' Hiç unutmuyorum; 2013 yılında bana sandık sonuç tutanakları ile oy sayım döküm cetvellerinin taranacağını ve eş zamanlı olarak siyasi partilerle paylaşılacağını söyleyerek beş tarayıcıyı gösterdi. İnanamadım; zira 2011 seçim deneyimini bizzat yaşamıştım. Ama sistem olgunlaşmaya başladı ve siyasi partilerin Yüksek Seçim Kurulu ile olan online bağlantıları moda deyimiyle güncellenmeye başladı. Zira bu uygulamaların hiçbirinin yasal düzenlemede karşılığı yoktu. Ama başta CHP olmak üzere tüm siyasi partiler buna koşulsuz destek verdik. Bugün her seçimde uygulanan ve tüm siyasi partilerle eş zamanlı veri paylaşımı yapan SİPPORT (Siyasi Parti Paylaşım Portalı), SSPS (Seçim Sonuç Paylaşım Sistemi) ve benzeri uygulamaların tamamı, 2015 tarihli 'SİPPORT Genelgesi'ne göre yapılmaktadır. Bu arada yurt dışında oy kullanma kanuni düzenlemesi yürürlüğe girdiği için Yüksek Seçim Kurulu üyeleri önce beş üye; Fransa, Hollanda, Belçika, ardından Başkan dâhil altı üye; Avusturya ve Almanya’da iki hafta boyunca, ben, AK Parti, MHP ve Saadet Partisi temsilcileriyle birlikte beş ülkenin içişleri bakanlıkları, Almanya Dışişleri Bakanlığı ve Hollanda Seçim Konseyi ile pek çok konsolosluğumuzda resmî görüşmeleri gerçekleştirerek yurt dışı seçimlerini hep birlikte şekillendirdik. Sonraki iki yıl tekrar Almanya’ya giderek sisteme son şeklini verdik. Ayrıca yine Sayın Sadi Güven’in katkılarıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ev sahipliğinde ve siyasi partilerin katılımıyla, üye yazımı konusunda yaşanan sıkıntıları gidermek için üçlü bir masa kuruldu. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve siyasi partilerden oluşan bu masa, aralıksız çalışmaları sonucunda yasal bir değişiklik yapmadan 'anlık siyasi parti üyeliğini' sağladı. Hatta e-Devlet bile devreye alındı. Tüm bu yaşananlar Sayın Sadi Güven’in yedi yıllık Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı döneminde gerçekleşti ve kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak 16 Nisan 2017 mühürsüz oyların oy birliğiyle geçerli sayılmasında gösterdiği çabayı, 6 Mayıs 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi kararında 7-4 muhalif kalması da düzeltemedi. Mühürsüz oylara Sayın Bülent Tezcan ile birlikte yaptığımız itiraz üzerine, sadece Sayın Cengiz Topaktaş’ın muhalefetiyle 'tam kanunsuzluk' itirazımızın 10/1 oy çokluğuyla reddedilmesini asla ama asla unutamıyorum."


© Yeni Ankara