Uyanış ve diriliş

Önce bir hakkı teslim edelim: Böylesine büyük ve bir anda tüm dünyanın dikkatlerini üzerinde toplayacak bir savunma anlaşmasının, böylesine sessiz ve derinden yürütülen çabalarla hayata geçirilmesi, diplomasi tarihinde pek nadir yaşanan, başarılı bir ‘operasyon’dur.

Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan Ortak Savunma Anlaşması’nın içeriğine dair değerlendirmeler, tüm haber mecralarında veriliyor. Tekrarlamaya gerek yok.

Sadece, yorumların ortak özetini aktaralım:

Birincisi; taraf 3 ülkenin mevcut imkân ve kabiliyetleri, kelimenin tam anlamıyla, birbirini tamamlıyor.

Türkiye sağlam ordusu ve savunma sanayisi ile öne çıkarken; Suudi Arabistan finans gücüyle ve Pakistan nükleer silah sahipliğiyle, muhteşem bir bütünlüğün parçalarını oluşturuyor.

İkincisi; savunma ittifakının, herhangi bir ülkeye karşı yapılmadığı defaatle vurgulansa da, İsrail, Yunanistan ve İran’dan gelen tepkiler, ‘potansiyel muhatapların kimler olduğu’ noktasında ipuçları sunuyor.

Anlaşılan o ki; herkes alması gereken mesajı almış.

ABD TAPINICISI EZİK DEVŞİRMELER

Meseleye dair üzerinde durulmayı hak eden bir diğer husus; Türkiye’deki bazı ‘muhalif konuşlu’ şahısların, meseleyi getirip ABD’ye bağlama gayretidir.

Bu gruba sadece Türkiye’nin ‘solcu olmayan solcuları’ giriyor değil. Kendisini ‘İslamcı’ kodlamasıyla pazarlayan bazı basiret yoksunu zevat da aynı ahmakça yorumları dillendiriyor.

Neymiş efendim? ABD istediği ve onayladığı için bu savunma ittifakı hayat bulmuş(muş).

Kendi özgüvensizliklerini ülkenin tamamına teşmil etmeyi bir ‘başarı’ zanneden bu ezikler, ABD’yi, dünyaya nizam vermede ‘mutlak güç’ mertebesine oturtuyor.

Oysa aynı ABD’nin, İkinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana hiçbir savaşı kazanamadığını idrak edemiyor,........

© Yeni Ankara