Aile ve nüfus: Özünü tartışacak cesaretimiz var mı? |
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülke nüfusuna dair büyük sorunu görüyor; bunu bir ‘beka meselesi’ olarak değerlendiriyor ve uçuruma doğru gidişi durdurmak için çırpınıyor.
‘Üç çocuk’ meselesi odur.
‘Aile’ kavramı, o meselenin odak noktasıdır.
Çalışan annelere kolaylık sağlamayı hedefleyen yasal düzenlemeler odur.
İstanbul Sözleşmesi denilen fitne-fesat tuzağından geri çekilme odur.
Nihayet, 2026-2035 yılları arasının ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ilan edilmesi de odur.
Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından dile getirilen; aile ve nüfusa dair alarm zilleri çaldıran birkaç rakama odaklanalım:
Ortalama evlilik yaşı erkeklerde 29’a, kızlarda 26’ya dayandı.
Doğurganlık oranı, durağan nüfusun asgarisi olan 2.1’in altına inerek, 1.5’e dip yaptı.
Yaşlı nüfus oranımız yüzde 11.1’i aştı.
2025’te doğum sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 8.3 azalırken, ölüm oranı yüzde 0.7 arttı.
Evlenme sayısı 552 bin 237’ye düşerken, boşanma sayısı 193 bin 793’e yükseldi.
Azalan evlilikler için, ‘tüm zorlaştırıcı mevzuat yüzünden’; boşanmalar için, ‘tüm zorlaştırıcı mevzuata rağmen’ diyelim. Anlayan anlar…
RAHATSIZ EDİCİ GERÇEKLER
Biliyorum; aşağıdaki ifadelerim, kabul görmüş ortak kanaate pek uymayacak. Belki birçok kişiyi rahatsız edecek. Buna rağmen, kenardan dolanmayı değil; kitabın ortasından gitmeyi doğru buluyorum.
Karşımızdaki çıplak gerçeğin, en azından bir kısmını gözden geçirelim:
Eğitim-öğretim fetişi/takıntısı yaşıyoruz. Anasından her doğanı, en az 12-13 sene, mümkünse 20 sene okul sıralarına mahkûm etmeye çalışıyoruz.
Herkes diploma sahibi olacak. Mesleksiz fakat o ölçüde yüksek beklentili, benmerkezci gençler yetiştirip, ortalığa salacağız.
Sonra da sadece ‘işsiz’ değil, aynı zamanda ‘sorumluluk hissi taşımayan’ o gençlerden, evlenip aile ve çocuk sahibi olmalarını bekleyeceğiz.
Peki, ‘evlilik’ nedir? Yalnız başına ‘eksik’ olan insan tekinin, karşı cinsten birisiyle hayatını birleştirerek, ‘tam’ hale gelmesi değil mi?
Eğer evlilikten sonra da herkes bildiğini okuyacaksa; ‘özerk cumhuriyet’ halini sürdürecekse… Evlenmek niye?
Evliliğin getirdiği; aile olma, sadece kendisinin değil eş ve çocuklarının da sorumluluğunu omuzlama, üst soydan........