Ömür kısa, küslük uzun

1 Eylül, Dünya Barış Günü’ydü. Dünyanın bir köşesinde savaşların sustuğu, başka bir köşesinde silahların konuşmaya devam ettiği; insanların barışı meydanlarda, ekranlarda ve kürsülerde dile getirdiği bir gün… Ama insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Dünya barışını konuşurken, kendi evimizin içindeki savaşı ne zaman bitireceğiz?

Barış, yalnızca ülkeler arasında imzalanan anlaşmalardan ibaret değil, barış; iki komşunun kapısının yeniden birbirine açılması. Yıllardır aynı sokakta karşılaştığında başını çeviren iki insanın göz göze gelip gülümsemesi. Küsen arkadaşların, “Kim haklıydı?” hesabını bir kenara bırakıp “Biz birbirimizi özlemişiz.” diyebilmesi.

Kardeş küslükleri var mesela… Aynı sofrada büyüyüp aynı anne babanın duasıyla yetişen insanların, yıllarca birbirlerinin sesini duymadan yaşaması… Bazen küçücük bir sözün, bazen bölüşülemeyen bir eşyanın, bazen de gururun yılları yutması… Ama en ağır küslük, hiç şüphesiz anne, baba ve evlat arasında yaşanan küslük.

İnsan dünyaya geldiğinde ilk barışını annesinin........

© Yeni Ankara