Bir kadın savcının eli değince…

Günlerden Gülistan Doku. Genç bir bayanın kayboluşuyla başlayan, net bir ize ulaşılamayan garip bir dava… Üniversite 2. sınıfta okuyan, hayalleri olan genç kızımızın kaybı hepimizi derinden üzdü. Ulaşılan birkaç bilgi mevcut ancak onların da üstü örtülmeye çalışıldı. Makam ve mevki kullanılarak her şeyin üstünün kapatılamayacağını bir kez daha gösterdi bu dava.

“Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir kötü huyu var” der sevgili Müge Anlı. Ne kadar doğru bir söz… 2020 yılında kaybolan kızımızın ailesi kayıp başvurusunda bulunuyor ancak net bir bilgiye ulaşılamıyor. Aradan geçen yıllar boyunca cevap bekleyen bir aile, suskun kalan dosyalar ve büyüyen bir vicdan yarası kaldı geriye.

2026 yılında dosyaya el atan Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu Hanımefendi’nin gayretleriyle bu süreç neticelendi. Bu gelişme, insanların hak ve hukuka olan inancını yeniden tazeledi. Başsavcının dosyaya dokunuşu sadece hukuki bir süreci değil, aynı zamanda bir irade değişimini de simgeliyordu.

Dosyanın tozlu raflardan indirilip yeniden ele alınması, unutulmuşluğa terk edilen bir gerçeğin yeniden hatırlanmasıydı. Bu, gecikmiş de olsa adaletin hâlâ mümkün olduğuna dair güçlü bir mesajdı. Ancak burada durup sormak gerekiyor: Neden bu kadar geç? Neden bir dosya, yıllarca kamuoyunun baskısı olmadan ilerleyemedi? Bir savcının kararlılığına ihtiyaç duyulana kadar sistem neden suskun kaldı?

Bir sistem, ancak herkes görevini zamanında ve eksiksiz yaptığında güven verir. Aksi hâlde her çözülen dosya, bir başarıdan çok gecikmiş bir telafi olarak kalır. Gülistan Doku dosyası bize sadece bir gerçeği değil, aynı zamanda bir eksikliği de gösterdi: Sürekliliği olan bir adalet mekanizmasına duyulan ihtiyaç.

Bugün gelinen noktada ortaya çıkan her gelişme bir nebze nefes aldırsa da kaybedilen yılların telafisi yok. Yine de bu süreç bir gerçeği net biçimde ortaya koyuyor: Adalet geç gelebilir ama toplumun hafızası asla unutmaz. Ve belki de en acı olan şu; bazı davalarda verilen en büyük mücadele, gerçeği bulmaktan çok unutulmasını engellemek.

Bu davada gösterilen özverinin ve başarının diğer unutturulmaya çalışılan davalarda da gösterilmesi ortak temennimiz. Halk olarak kurumlarımıza güven duymayı ve duyduğumuz güvenin sarsılmamasını istiyoruz. Çünkü hayatta her şey biz insanlar için. “Bugün sana, yarın bana” sistemi her zaman işlemeye devam ediyor.


© Yeni Ankara