Zamanın maliyeti
Marketten pazardan bir şey alırken ilk baktığımız şey etikettir. “Kaça aldım, kaça sattım?” diye hesap yaparız. Fakat çoğu insanın fark etmediği başka bir maliyet daha vardır. Üstelik öyle sinsi çalışır ki bazen milyonluk işleri daha başlamadan batırır! En tecrübeli yöneticiler bile bazen zamanın faturasını göremez. Çünkü zaman kasadan para çıkarken değil, para orada beklerken yer. Zaman sinsi, acımasız bir kemirgen gibidir.
Ben bunu yıllar önce kendi hayatımda gördüm. Babadan kalan iki tarlayı satıp araba aldığımda birçok kişi “İleride çok değerlenirdi” dedi. Belki haklı olabilirlerdi. Fakat o gün benim yatırım yapacak gücüm yoktu, ihtiyacım vardı. Araba sayesinde ulaşım, iş ve günlük giderlerde ciddi rahatlama yaşadım. Yıllar sonra dönüp baktığımda ise tarlaların dolar bazında düşündüğüm kadar büyümediğini gördüm. Bazen mesele sadece “değer artışı” değildir; mesele bugünkü ihtiyacın yarını nasıl şekillendirdiğidir. Yani bugünün kuru ekmeği yarının pirzolasından daha değerli olabilir.
Bir yakınım yıllar önce evini satmak istedi. Piyasanın biraz üzerinde fiyat istedi. “Nasıl olsa satılır” dedi. Fakat aylar geçti, sonra yıllar… Ev satılmadı. Bu süreçte yeni borçlar........
