İş dünyasında emeklemek

Ekonomimiz 2015’ten beri hırçın bir okyanus gibi adeta, dalgası sakin gibi görünüyor ama ard arda vuran dalgalar iş dünyasını öldürmese de sürüklüyor. Başımıza bir uzaylı istilası gelmedi. Son yıllarda ise bu okyanus biraz daha sertleşti; üstelik herkes aynı anda aynı yerden şikâyet ediyor: “Neden işler yürümüyor?” Belki de sorun, yürümemek değil; birbirimizi gerçekten bulamamaktadır. Saçma bir şaka gibi ama gerçek bir örnek: bazen aynı ülkede iki firma, aynı ürünü biri ihraç ederken diğeri ithal ediyor.

BİR TEK UZAYLILAR KALDI GEMEYEN

Ekonomi; savaşlar, pandemi sonrası kırılmalar, yüksek enflasyon ve para politikalarındaki yanlış politik hamleler ile ciddi bir stres testinden geçiyor. Bu durum sadece makro verilerde değil, günlük hayatın her katmanında hissediliyor. İş arayan genç, eleman arayan firma, kur baskısı yaşayan ihracatçı… herkes aynı tabloda farklı bir pencereden çığlık atıyor.

Ancak burada kritik bir ayrım var: Sorun sadece kaynak eksikliği değil, aynı zamanda “eşleşme sorunu”. Yani iş dünyasında arz ve talep var ama birbirini bulamıyor.

Neredesin Firuze? Ya evde yoksan… İş dünyasının en büyük paradokslarından biri burada ortaya çıkıyor. Bir firma ürününü dış pazara gönderiyor ama içeride alıcı bulamıyor; başka bir firma aynı ürünü dışarıdan ithal ediyor ama içeride üreticiye ulaşamıyor. Bu, klasik bir üretim sorunu değil; ağ (network) sorunu. Burnumuzun dibindeki iş partnerimizi bulamıyoruz.

Girişimcilik tarafında ise tablo........

© Yeni Ankara