Yeni Nesil ‘Gastecilik’ |
Türkiye’de son yıllarda öyle bir gazetecilik türü gelişti ki, insan hayran kalmadan edemiyor. Gerçekten. Eskiden “haber atlatmak” diye bir kavram vardı; bir gazeteci bir bilgiyi diğerlerinden önce yayımladığında meslek içinde saygı görürdü. Şimdi ise bu kavram adeta çağ atladı. Artık mesele sadece haberi önce vermek değil; henüz ortada haber yokken, hatta olayın kendisi bile tam gerçekleşmemişken bütün detaylarıyla birlikte kamuoyuna sunabilmek.
Bu yeni tarzın temsilcileri, klasik gazetecilik formasyonlarının çok ötesinde bir noktada duruyorlar. Kaynak mı? Zahmet etmeyin. Doğrulama mı? O da ne? Zaten öyle bir hız ve özgüvenle konuşuyorlar ki, insan ister istemez “ben mi geri kaldım?” diye düşünüyor. Çünkü bu arkadaşlar, bir olayın perde arkasını, tarafların niyetlerini, hatta gelecekte atılacak adımları bile sanki oradaymış gibi anlatabiliyorlar.
Ben kendi adıma itiraf edeyim: Bazen bir yazıyı toparlamak için saatlerce uğraşıyorum. Cümleyi tartıyorum, bilgiyi kontrol ediyorum, bir yerden yanlış anlaşılma çıkar mı diye düşünüyorum. Ama bakıyorum, bu yeni nesil gazeteciler çoktan üç ayrı “özel haber” patlatmış bile. Üstelik her biri, bir öncekinden daha kesin, daha iddialı ve daha “içeriden bilgi” kokuyor.
İşin en etkileyici tarafı ise detay seviyesi. Normal bir gazeteci bir olayı aktarır: kim, ne yaptı, ne zaman oldu. Bunlar ise olayın sadece kendisini değil; o sırada odada kimlerin bulunduğunu, kimlerin hangi cümleyi hangi tonla kurduğunu, hatta bazen kimin ne düşündüğünü bile anlatabiliyorlar. Üstelik şüpheyi ortadan kaldıracak! belgelendirmeler de sorunsuz biçimde ve aynı hızla ediniliyor. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu kadar bilgiye ulaşmak için nasıl bir ağ kurmuş olabilirler?
Ama sonra bu soruyu sormaktan vazgeçiyorsunuz. Çünkü o özgüven… O üst perdeden anlatım… Öyle bir kesinlik var ki,........