menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tehlikeli bir spor

6 0
tuesday

Türkiye’de son günlerde iki başlık, aslında aynı siyasal dilin farklı yüzleri olarak yan yana duruyor: Bir yanda DEM Parti tarafından dile getirilen “barış ve kardeşlik sürecinin kesintiye uğrayabileceği” yönündeki kaygılar, diğer yanda ise Amedspor üzerinden büyüyen tartışmalar. Bu iki mesele ayrı ayrı ele alınabilecek başlıklar olmaktan çıkmış durumda; çünkü ikisini birbirine bağlayan şey, kullanılan dilin kendisi.

DEM siyasetinin sıkça vurguladığı “barış” söylemi, teoride kapsayıcı bir çerçeve sunuyor. Ancak pratikte bu söylemin, gerilimi düşüren değil zaman zaman yeniden üreten bir siyasal zeminle iç içe geçtiği görülüyor. Bu çelişki, en görünür biçimde spor alanında kendini gösteriyor. Çünkü spor, normal şartlarda kimliklerin geri planda kaldığı, ortak bir dilin öne çıktığı bir alan olması gerekirken; burada tam tersi bir yönelim söz konusu.

Amedspor tartışmasının merkezinde tam da bu var: Kulüp, kendisini başından itibaren sporun nötr alanı içinde konumlandırmak yerine, doğrudan kimlik siyasetinin bir parçası olarak var etmeyi tercih ediyor. Bu durum en açık şekilde isim tercihinde ortaya çıkıyor. “Amed” ismi, Türkiye’de geniş bir kesim için yalnızca coğrafi bir referans değil; açık bir politik anlam taşıyor. Bu nedenle kulüp daha sahaya çıkmadan, kendisini bir tartışmanın içine yerleştirmiş oluyor.

Burada “yanlış anlaşılma” ya da “algı problemi” gibi açıklamalar yeterli değil. Çünkü ortada tesadüfi bir durumdan ziyade bilinçli bir tercih olduğu yönündeki kanaat oldukça yaygın. Kulübün ismi, dili ve etrafında oluşan söylem, onu bir spor kulübü olmaktan ziyade sembolik bir araç haline getiriyor. Dolayısıyla ortaya çıkan gerilim, dışarıdan yüklenen bir........

© Yeni Ankara