menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bugün maç var !

5 0
previous day

Türkiye’de futbol hiçbir zaman sadece futbol olmadı. Hele işin içinde Galatasaray ile Fenerbahçe varsa, mesele çoktan sahanın dışına taşmış demektir. Derbi dediğimiz şey bu ülkede sadece 90 dakika değildir; öncesi vardır, sonrası vardır, bir de hiç bitmeyen tartışması vardır.

Tam da böyle bir haftada, Gençlik ve Spor Bakanı Aşkın Bak’ın Galatasaray’ın tesis açılışında yaptığı konuşma gündeme oturdu. Açılış dediğiniz şey normalde kes kurdeleyi, et birkaç güzel temenni, geç. Ama öyle olmadı. “Şampiyon Cimbom” gibi oldukça net, oldukça taraf belli eden ifadeler kullanıldı. Şimdi kimse kusura bakmasın, bu sözler sıradan bir taraftarın ağzından çıksa kimse dönüp bakmaz. Ama bunu söyleyen kişi ülkenin spor bakanı olunca, iş değişir.

Çünkü o koltuk, taraftarlık koltuğu değil. O koltuk, herkese eşit mesafede durması gereken bir yer. Galatasaraylısı da var bu ülkede, Fenerbahçelisi de, Beşiktaşlısı da… Hatta futbolla hiç ilgilenmeyeni bile. Ama Sayın Bakan derbiye günler kala çıkıp bir kulüp için “Şampiyon Cimbom” diye tezahürat yapar gibi konuşumca, ister istemez diğer taraf “Bu işte bir tuhaflık var” der.

Zaten uzun süredir konuşulan bir konu var: Galatasaray’ın hükümete ve bazı siyasi isimlere daha yakın olduğu iddiası. Doğru mu, yanlış mı, herkes kendi açısından değerlendiriyor. Ama işte böyle görüntüler ortaya çıkınca, bu iddialar kendiliğinden yeniden alevleniyor. Çünkü insanlar artık sadece yapılan işe değil, verilen mesaja bakıyor.

Şunu açık söylemek lazım: Bir bakanın kulüp ziyaret etmesi problem değil. Ama ne zaman ettiği ve ne söylediği önemli. Derbi öncesi gidiyorsun, bir kulübün tesis açılışında bu kadar net bir dil kullanıyorsun… Bu, “Ben tarafsızım” demekle olmuyor. Görüntü başka bir şey söylüyor çünkü.

İşin Galatasaray tarafında da sıkıntılı bir durum var aslındaSon yıllarda iyi kadrolar kurdular, önemli galibiyetler aldılar. Ama Türkiye’de futbol sadece sahada oynanmıyor ki. Her şeyin bir hafızası var. Yıllar öncesinden gelen tartışmalar, kırılma anları, “o maçta ne oldu”, “o karar neden verildi” gibi bitmeyen dosyalar…

Bu yüzden Galatasaray başarılı oldukça, bir kesim “Helal olsun” diyor, bir kesim de “Acaba başka neler var?” diye sorguluyor. Bu algı doğru ya da yanlış, ama var. Ve bu tür siyasi görüntüler o algıyı daha da büyütüyor.

Fenerbahçe tarafında da zaten yıllardır bir “bize karşı bir şeyler dönüyor” duygusu var. Bu tarz açıklamalar o duyguyu besliyor. Sonra ne oluyor? Daha maç oynanmadan gerilim tavan yapıyor. Hakem konuşuluyor, federasyon konuşuluyor, siyaset konuşuluyor… Futbol en son konuşuluyor.

Aslında burada daha büyük bir mesele var. Ülkenin hali ortada. Ekonomi desen sıkıntı, adalet desen tartışmalı, gençlerin geleceği ayrı bir dert… Ama bir derbi haftası geliyor, herkes bir anda futbola kilitleniyor. Kahvede de aynı konu, sosyal medyada da, televizyonlarda da.

Bu ilk bakışta “millet oyalanıyor” gibi görünebilir. Ama işin bir de başka tarafı var. Futbol artık sadece bir kaçış alanı değil, aynı zamanda bir güç alanı. Kim kimin yanında, kim kime yakın, kim ne mesaj veriyor… Bunlar da en az maçın sonucu kadar konuşuluyor.

Çünkü bu ülkede kalabalık neredeyse, güç de orada aranıyor. Milyonlarca taraftarı olan kulüpler doğal olarak siyasetin de radarına giriyor. Bu da futbolu ister istemez başka hesapların içine çekiyor.

Galatasaray’a yönelik eleştirilerin temelinde de bu var zaten. “Sahada kazanıyorsunuz, eyvallah. Ama saha dışında da bazı avantajlarınız mı var?” sorusu soruluyor. Bu sorunun cevabı net değil belki, ama bu sorunun sorulmasına neden olan şey tam da bu görüntüler.

Aşkın Bak’ın “Şampiyon Cimbom” çıkışı da bu yüzden eleştiriliyor. Çünkü o söz, sıradan bir tezahürat değil; bulunduğu makam gereği ağırlığı olan bir cümle. İster istemez başka anlamlar yükleniyor.

Sonuçta Türkiye’de derbi dediğimiz şey sadece futbol değil. Biraz rekabet, biraz gerilim, biraz da güç gösterisi. Ve galiba en çok da bu yüzden bu kadar büyüyor.

Pazar yazısının sonunda şunu söylemek lazım: Bu ülkede bazen maçtan çok, maçın etrafında dönen hikâyeler konuşuluyor. Kim ne dedi, kim kiminle yan yana durdu, kim kime mesaj verdi…

Top sahada dönüyor ama tartışma tribünde, ekranda, siyasette devam ediyor. Ve galiba biz en çok da bu oyunun neresinde olduğumuzu unutuyoruz.


© Yeni Ankara