menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ambalajlı hayatlar, nefessiz ruhlar

3 0
friday

​Kırıkkale’nin en güney ucuna, bozkırın sessizliğinin iyice koyulaştığı o tenha tepelere, Çelebi’ye doğru ilerlediğinizde rüzgârın sesi değişir. Burası, modern şehirlerin o parıltılı cam binalarının, devasa alışveriş merkezlerinin ve her köşe başını tutan ışıklı tabelaların tamamen uzağında, zamanın adeta yönünü şaşırdığı bir coğrafyadır. Yol kenarında uzanan tarlaların bittiği yerde, insanı kendine çeken o eski köy evleri başlar.

​Bu evler, beton mikserlerinin gürültüsüyle değil; toprağın, suyun ve samanın bir araya gelip güneşte demlenmesiyle inşa edilmiş o kadim kerpiç evlerdir.

​BETONUN SOĞUKLUĞU, TOPRAĞIN NEFESİ

​Geçtiğimiz günlerde, o sessiz mahallelerden birinde, duvarları sıvasız duran eski bir kerpiç evin gölgesine sığındım. Dışarıda bozkırın o kavurucu Haziran güneşi her yeri yakıp kavuruyordu. Cebimdeki telefon, şehirdeki o bitmek bilmeyen işlerin, dijital onayların ve suni gündemlerin stresiyle titreyip duruyordu.

​Evin önündeki taş basamakta oturan seksenlik Reşat Dede, elindeki........

© Yeni Ankara