Sempati değil empati istiyoruz |
Engelli bireylerin sempati değil empati (duygudaşlık) beklediği, yıllardır engelli hakları savunucuları, dernekler ve bireyler tarafından sıkça dile getirilen çok temel ve güçlü bir taleptir.
Sempati ve empati arasındaki uçurum Sempati, genellikle “üzüldüm, çok zor durumdasın, keşke böyle olmasaydı” duygusudur.
Karşımızdakine acıyarak, ona yukarıdan bakarak hissettiğimiz bir duygudur. İçinde biraz “maalesef sen busun” kabulü barındırır. Çoğu zaman pasiftir; bir “geçmiş olsun” kartı, bir üzgün emoji ya da başsağlığı gibi kalır.
Empati ise bambaşka bir yerdedir.
Empati, “Senin yerinde olsam ben ne hissederdim, neye ihtiyacım olurdu, hangi kapı önümde kapanıyor?” sorusunu gerçekten sormaktır. Karşımızdakinin bedenini, engelini, günlük mücadelesini kendi bedenimizmiş gibi anlamaya çalışmaktır.
Empati yargılamaz, acımaz, yüceltmez de. Sadece anlamaya ve yanında durmaya odaklanır.Engelli bireylerin çoğu şöyle der: “Bana ‘Geçmiş olsun’ deme, bunu bir daha dememen için ne yapabiliriz onu konuşalım.”
“Bana acıyarak bakma, benimle eşit bir insan gibi konuş.” “İlham kaynağı gibi görülmekistemiyorum; ‘Vay be ne kadar güçlü’ denmesini değil, normal bir insan gibi muamele görmeyi istiyorum.”
“Merdivenli girişte beni gördüğünde üzülme; o merdiveni benim için kaldırmayı düşün.”
“Hepimiz bir engelli adayıyız” söyleminin eleştirisi:
Bu cümle, özellikle 3 Aralık gibi günlerde veya engellilik temalı yazılarda çok sık tekrarlanır. İyi niyetli gibi görünse de, engelli hakları savunucuları tarafından uzun yıllardır sorunlu, hatta zararlı bir klişe olarak eleştirilir.
Neden mi?
Engelliliği bir “korku unsuru” olarak........