menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslam dışındaki dinler ve engellilik

6 0
02.03.2026

Değerli okurlarım son iki yazımda İslam inancında engelliliğin yerini incelemiştik. Bu yazımda da İslamiyet dışında diğer dünya dinlerinin engelliye bakış açılarından bahsetmek istiyorum. Tabi burada ele alacağım dinler inanan sayısı ve bilinirlik açısından önde gelen dinlerdir. Böylece İslamiyet dahirl dünya nüfusunun dörtte üçünün engelliye bakış açısını incelemiş olacağız.

Büyük dinler (İslam hariç) engelliliğe tarihsel ve modern dönemlerde oldukça farklı yaklaşımlar sergilemiştir. Bu yaklaşımlar genellikle dinin temel metinleri, karma gibi kavramlar, günah-ceza ilişkisi ve toplumun zamanla değişen yorumlarıyla şekillenir. Aşağıda başlıca büyük dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık, Hinduizm, Budizm ve Sihizm) engelliye bakışını özetliyorum. Genel olarak tarihsel dönemde çoğu dinde engellilik "kusur", "ceza" veya "kötü kader" olarak görülebilirken, modern yorumlarda eşitlik, kapsayıcılık ve merhamet vurgusu artmıştır.

Yahudilikte engellilik konusunda hem kısıtlayıcı hem de koruyucu metinler vardır: Tevrat'ta (Levililer 21) tapınak hizmetinde (kohen/priest) fiziksel "kusuru" olanların belirli rollerden dışlandığı belirtilir. (örneğin kör, topal, yüzünde leke olan vb.). Bu, tarihsel olarak "kusursuzluk, üstün ırk" idealinden kaynaklanır.

Ancak aynı Tevrat'ta güçlü koruyucu emirler de vardır: "Sağıra lanet etme, körün önüne taş koyma" (Levililer 19:14). Bu, engellilere zarar vermeyi yasaklar ve "engelleri kaldırma" yükümlülüğü getirir.

Modern Yahudi düşüncesinde (özellikle Reform ve liberal akımlarda) engellilik ayrımcılık konusu değildir; tam tersine toplumun herkes için erişilebilir olması gerektiği vurgulanır. Herkes Tanrı suretinde yaratılmıştır ve engelli bireyler topluma tam katılmalıdır. Günümüzde Yahudi topluluklarında erişilebilir sinagoglar ve kapsayıcılık yaygındır.

Hristiyanlıkta tarihsel bakış karmaşıktır: Eski Ahit'te (Yahudilikle ortak) engellilik bazen günahla ilişkilendirilir (örneğin "kim günah işledi, bu adam mı yoksa anne-babası mı?" sorusu – Yuhanna 9).

Yeni Ahit'te İsa'nın engellileri iyileştirmesi (kör, topal, cüzamlı vb.) merkezi bir temadır. Bu, engelliliğin merhamet ve şifa gerektiren bir durum olarak görüldüğünü gösterir.

Tarih boyunca bazı yorumlarda engellilik "günahın sonucu" veya "şeytanın işi" olarak damgalanmış, dışlanma ve sadaka kültürü oluşmuştur.

Modern Hristiyan teolojisinde (özellikle 1990'lardan beri "disability theology") engellilik Tanrı'nın yarattığı çeşitlilik olarak kabul edilir. Nancy Eiesland gibi düşünürler "engelli Tanrı" kavramıyla İsa'nın çarmıhtaki yaralarını engellilikle bağdaştırır. Kiliselerde kapsayıcılık, erişilebilirlik ve engellilerin liderlik yapabilmesi teşvik edilir.

Hinduizm’de engellilik genellikle karma kavramıyla açıklanır: Engellilik, önceki hayattaki kötü eylemlerin (kötü karma) sonucu olarak görülür. Bu yüzden kişi veya ailesi "suçlu" tutulabilir, damgalanma ve dışlanma yaygındır.

Bu bakış, tıbbi tedaviyi geciktirebilir veya engelliyi toplumdan izole edebilir.

Öte yandan Hindu felsefesi bedeni geçici, ruhu (atma) ebedi ve kusursuz görür; dolayısıyla engelli kişi "tam bir ruh" olarak kabul edilebilir.

Modern dönemde bu olumsuz etki hâlâ güçlü olsa da, bazı yorumlar karma'yı kader değil, fırsat olarak görür ve yardım etmeyi "iyi karma" biriktirme yolu sayar.

Budizm'de de karma, merkezi rol oynar: Engellilik genellikle geçmiş hayattaki olumsuz eylemlerin meyvesi (vipaka) olarak yorumlanır. Bazı geleneksel görüşlerde "kötü karma"nınsonucu olduğu düşünülür.

Ancak Budizm asla suçlama veya cezalandırma içermez; karma tarafsız bir nedensellik yasasıdır. Engellilik "suç" değil, acı (dukkha) deneyiminin parçasıdır.

En önemli vurgu merhamet (karuna) ve yardım etmektir. Engelliye yardım etmek iyi karma biriktirir.

Modern Budist topluluklarda (özellikle Batı'da) karma'yı "suçlama" aracı olarak kullanmak eleştirilir; bunun yerine eşitlik ve kapsayıcılık ön plandadır.

Sihizm, engellilik konusunda en kapsayıcı dinlerden biridir: Sihizm 16. Yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkmış, İslam ve Hinduizm karışımı bir dindir. Guru Granth Sahib'teeşitlik çok güçlü vurgulanır: "Hiçbir ayrım yoktur – kast, renk, cinsiyet veya engel fark etmez."

Engellilik "kusur" olarak görülmez; herkes Waheguru'nun (Tanrı) yaratığıdır ve tam eşit haklara sahiptir.

Langar (ücretsiz ortak yemek) gibi uygulamalar herkesin eşit katılımını sağlar.

Modern Sih topluluklarında (özellikle Sikhs for Autism gibi girişimler) erişilebilirlik ve farkındalık çalışmaları yaygındır.

Görüldüğü gibi her dinde zamanla yorumlar değişmiş ve modern dönemde insan hakları, eşitlik ve sosyal model (engelliliği toplumun yarattığı engeller olarak gören bakış) etkisiyle daha olumlu yaklaşımlar hâkim olmaya başlamıştır. Ancak kültürel uygulamalar hâlâ dinin saf öğretilerinden farklı olabilmektedir.


© Yeni Ankara