menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sözlerinin arkasında, pratiğinin neresinde?

14 0
08.09.2026

Ahmet Davutoğlu ifade verdi.

2021 yılında Bingöl’de yaptığı konuşma nedeniyle yürütülen “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması kapsamında adliyeye gelen Davutoğlu, çıkışta net konuştu:

“Sözlerimin arkasındayım.”

Siyasette söylediği sözün arkasında durmak önemlidir.

Ama bir de başka bir sınav vardır:

Yaptığınız siyasetin de arkasında durabiliyor musunuz?

Çünkü Davutoğlu’nun yıllardır kullandığı kavramlar belli:

O halde bugün aynı kavramları kendisine çevirelim.

Çünkü siyasi ahlak, başkasına tutulduğunda değil, insanın kendi siyasi pratiğine tutulduğunda anlam kazanır.

Ankara kulislerinde konuşulan en ciddi başlıklardan biri bu.

Yeni Yol TBMM Grubu danışmanları arasında bulunan dokuz kişinin fiilen Ahmet Davutoğlu için çalıştırıldığı ve buna rağmen Yeni Yol Grubu üzerinden maaş aldığı iddiası.

Burada özellikle ayrım yapmak gerekiyor.

Yeni Yol Grubu için gerçekten çalışan danışmanlardan söz etmiyorum.

Bu dokuz kişi grup kadrosunda bulunuyor, fakat fiilen Davutoğlu’nun hizmetinde çalışıyor.

Eğer böyleyse soru çok açık:

Kamu kaynağından maaş alan bu dokuz kişi kimin için çalışıyor?

Yeni Yol Grubu için mi?

Ahmet Davutoğlu için mi?

Ve Davutoğlu için çalışıyorlarsa bunun siyasi ve idari gerekçesi nedir?

Fiilen hangi hizmeti veriyorlar?

Bunlar açıklanabilir.

Hatta açıklanması gerekir.

Çünkü mesele yalnızca dokuz kişi değildir.

Mesele kamu kaynağıdır.

Mesele liyakat ve görev tanımıdır.

Mesele siyasi ahlaktır.

“Benim ekibim kalsın” denildi mi?

Ankara kulislerinde bu dokuz kişiyle ilgili bir başka iddia daha var.

Davutoğlu’nun, kendisi için çalıştığı ileri sürülen bu isimlerin Yeni Yol Grubu içinde tutulmasını istediği, Grup Başkanı veya Grup Başkanvekillerinden bu konuda ricacı olduğu ve “size emanet ediyorum” anlamında bir ifade kullandığı konuşuluyor.

Bu bir kulis iddiasıdır.

Belgesi ortaya konulmadığı sürece gerçek diye yazılamaz.

Davutoğlu böyle bir ricada bulundu mu?

Kendi yanında çalışan kişilerin Yeni Yol Grubu kadrosunda tutulmasını ve grup bütçesinden maaş almaya devam etmesini mi istedi?

Eğer bu iddia doğru değilse, yalanlaması da zor değil.

Hatta daha fazlasını yapabilir.

Kendi inancı ve vicdanı üzerine yemin ederek bu iddianın doğru olmadığını söyleyebilir.

Çünkü burada artık mesele yalnızca siyasi tartışma değil.

Selçuk Özdağ’ın soruları neden önemli?

Gelecek Partisi’nin fesih sürecine gelince, Selçuk Özdağ’ın sözlerini görmezden gelmek mümkün değil.

Özdağ sıradan bir parti mensubu değildi.

Gelecek Partisi’nin kurucu kadrosunda yer aldı.

Genel başkan yardımcılığı yaptı.

Milletvekilliği yaptı.

Partinin kuruluşundan itibaren Davutoğlu ile aynı siyasi yürüyüşün içinde bulundu.

Bugün de Yeni Yol Grubu........

© Yeni Ankara