Neuralink çağı başlıyor |
2026’ya girdiğimiz ilk günlerde, yeni yıl dileklerinden önce şu soruyla yüzleşmek zorundayız:
Gelecekte bizi tanımlayan şey yüzümüz mü olacak, yoksa doğrudan beynimiz mi?
Bugün sokak köşelerindeki kameralar sessizce yüzlerimizi tarıyor. Pasaportlar, kimlik kartları, hatta imzalar giderek anlamını yitiriyor. Yerine, tek bir bakışla kimliğimizi, adli sicilimizi, ekonomik durumumuzu, eğitim geçmişimizi, harcama alışkanlıklarımızı, sosyal çevremizi ve sağlık kayıtlarımızı açığa çıkarabilen dijital sistemler geliyor.
Bu sistemleri yönetenler kim? Devletler mi, yoksa küresel teknoloji şirketleri mi?
Yanıt çoğu zaman belirsiz — ve asıl sorun da burada başlıyor.
Yapay zekâ, “güvenlik” ve “verimlilik” gerekçesiyle artık yalnızca iş yerlerinde değil; sokaklarda, havaalanlarında, sitelerde ve mahalle aralarında da karar verici konumda. 2025’te yaşanan etik tartışmalar ve hukuki krizler tam olarak çözüme kavuşmadan, yüz tanıma teknolojileri 2026’ya hız kesmeden taşındı. Bazı ülkelerde sınırlamalar konuşuluyor; bazı parlamentolarda yasak önerileri masaya geliyor. Ancak pratikte gözetim altyapısı büyümeye devam ediyor.
Ve şimdi bir eşik daha var.
Elon Musk’un Neuralink girişimi, bu tartışmayı yüz tanımanın da ötesine taşıyor. Şirket, 2026 itibarıyla beyin çiplerinin yüksek hacimli........