İran kaynıyor, cephe hâlâ kurulmuyor |
Buna rağmen İran’da ciddi bir hareketlilik, rejim açısından giderek zorlaşan bir iç denge ve dış aktörlerin dikkatle izlediği bir çözülme süreci yaşanıyor. İsrail–İran hattında olan biteni anlamak için artık cephelere değil, sokaklara ve zihinlere bakmak gerekiyor.
İran’daki son karışıklıklar, tekil protestoların çok ötesinde bir tabloyu işaret ediyor. Ekonomik sıkışmışlık, yaşam tarzına müdahaleler, genç nüfusun gelecek umutsuzluğu ve etnik-mezhepsel rahatsızlıklar iç içe geçmiş durumda. Bu, bir isyan anından ziyade, uzun süredir biriken bir basıncın dışa vurumu.
İsrail Bu Tabloyu Nasıl Okuyor?
İsrail açısından İran’la doğrudan cephe savaşı hâlâ masada değil. Bunun nedeni askeri yetersizlik değil; maliyet hesabı. İran gibi büyük, dirençli ve devlet refleksi güçlü bir ülkeyle açık savaş, sonucu belirsiz ve uzun vadeli bir yıpratma anlamına gelir.
Bu nedenle İsrail’in stratejisi açık:
Rejimle savaşmak yerine, rejimin toplum üzerindeki tutunma gücünü aşındırmak.
Netanyahu’nun daha önce İran halkına hitaben kullandığı dil bugün çok daha anlamlı bir yere oturuyor. “Biz rejimle sorumluyuz, halkla değiliz” söylemi, İran sokaklarında yaşanan her dalgalanmayla........