Erdoğan’ın BAE zirvesi ve kırılgan bölgesel dengeler |
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 16 Şubat 2026’da Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed el-Nahyan ile Abu Dabi’de gerçekleştirmesi planlanan zirvenin son anda ertelenmesi, diplomatik takvim değişikliğinden ibaret değil. Resmî gerekçe MBZ’nin sağlık durumu olsa da, ertelemenin zamanlaması bölgesel dengelerdeki hassasiyeti bir kez daha gözler önüne seriyor.
Ziyaret, Türkiye–BAE ilişkilerinde Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey sürecini ileri taşımayı hedefliyordu. Gazze, Kızıldeniz güvenliği, Suriye istikrarı ve büyük ölçekli yatırımlar gibi kritik dosyaların aynı masada ele alınması bekleniyordu. Bu nedenle erteleme, özellikle Sudan-Kızıldeniz hattındaki gerilimler ve Körfez içi güç dengeleri bağlamında dikkatle okunmalı.
Normalleşmeden Stratejik Ortaklığa
2021 sonrası başlayan normalleşme süreci, 2023’te ilişkilerin “stratejik ortaklık” seviyesine çıkarılmasıyla kurumsal bir zemine oturdu. Ticaret hacmi 16 milyar dolara ulaşırken, orta vadede 40 milyar dolar hedefi dillendirildi. Türkiye için Körfez sermayesi, BAE içinse Türkiye’nin savunma ve diplomatik kapasitesi belirleyici hale geldi.
Ertelemenin Satır Araları
BAE resmî ajansının ertelemeye açık atıf yapmaması, Körfez diplomasisindeki ince mesajlara işaret ediyor. Aynı dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır’la yürüttüğü temaslar, Körfez’de rol paylaşımı tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Ekonomik müzakereler, enerji güvenliği ve Gazze sonrası senaryolar bu denklemde iç içe geçmiş durumda.
Bu erteleme bir kriz değil; fakat bölgesel dengenin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren güçlü bir işaret. Zirve yakın bir tarihte gerçekleşirse, Türkiye–BAE hattında Gazze ve Kızıldeniz merkezli yeni bir iş birliği mimarisi ortaya çıkabilir.
Ertelenen yalnızca bir zirve değil; Ortadoğu’da yeniden şekillenen güç dengelerinin bir hamlesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok kutuplu diplomasi stratejisi, Körfez’de artık daha ince ve daha zor bir denge oyunuyla karşı karşıya.