CHP’de başka bir yol mümkün müydü? |
Ankara’da bazen mahkeme kararları konuşulur.
Bazen de o kararlara verilen siyasi tepkiler...
CHP’de yaşanan “mutlak butlan” tartışması da biraz böyle.
Bir yanda hukuki süreç.
Diğer yanda ortaya çıkan siyasi tablo.
Asıl tartışılan da bu tablo.
Bugün geriye dönüp bakınca insanın aklına ister istemez bir soru geliyor:
Acaba CHP bu süreci farklı yönetebilir miydi?
Kararın açıklandığı gün CHP Genel Başkanı Özgür Özel kameraların karşısına çıksaydı.
“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu partinin 12 yıl genel başkanlığını yapmıştır. Mahkeme kararına katılmıyoruz. Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz. Ancak kendisi bizim eski genel başkanımızdır. CHP’nin kapıları kendisine açıktır. Buyursun gelsin. Hep birlikte olağanüstü kurultaya gider, son sözü yine delegeler söyler.”
Belki Genel Merkez'in kapısında polisler değil partililer olurdu.
Kameralar itiş kakışı değil tokalaşmaları kaydederdi.
Sert açıklamalar yerine birlik mesajları verilirdi.
Türkiye günlerce CHP'nin iç kavgasını değil, kurultay hazırlığını konuşurdu.
Elbette bunun kesin cevabını kimse veremez.
Ama siyasette bazen haklı olmak yetmez.
Haklılığın nasıl yönetildiği de önemlidir.
Burada bir başka gerçek daha var.
Kemal Kılıçdaroğlu da bu tartışmaların merkezindeki isimlerden biri.
Kılıçdaroğlu’nun attığı adımlar da, yaptığı açıklamalar da doğal olarak siyasi değerlendirmeye açıktır.
Kimileri onun sürece daha mesafeli yaklaşması gerektiğini savunuyor.
Kimileri ise ortaya çıkan hukuki tablo karşısında sessiz kalmasının mümkün olmadığını düşünüyor.
Ancak bugün gelinen noktada görünen şu:
Sorun artık sadece Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değil.
Sorun, CHP’nin bu krizi nasıl yönettiği meselesi.
Çünkü siyaset bazen haklı-haksız tartışmasının ötesine geçer.
Ortaya çıkan görüntü seçmenin zihninde kalır.
Ve........