Buğday Tanesi... Küllerinden Doğan Bir Umut Manifestosu

Hayat, bazen en savunmasız anımızda, en ağır sınavıyla çıkar karşımıza.

Bir buğday tarlasında parlayan küçük bir kıvılcım, bir bebeğin kaderini saniyeler içinde altüst edebilir. Ancak o yangın; elleri yaksa da ruhu tutuşturabiliyorsa, ortaya bir trajedi değil, milyonlara ışık tutan bir efsane çıkar.

AK Parti İstanbul Milletvekili Avukat Serkan Bayram’ın hikayesi, tam da bu küllerinden doğuşun, yani "Buğday Tanesi"nin hikayesidir.

ACIDAN DOĞAN KARARLILIK

1974 yılında Erzincan’da başlayan bu ömür, henüz bir yaşındayken hazin bir kazayla sınandı. Ailesinin ekmek teknesi olan buğday tarlasında çıkan yangın, küçük Serkan’ın ellerini ve çocukluğunu aldı. Birçokları için "son" sayılabilecek bu felaket, onun için amansız bir "başlangıç" oldu.

Çocukluğunda maruz kaldığı bakışlara, fiziksel zorluklara ve önüne set çeken her türlü engele inat; o, kalemini gönlüyle tutmayı seçti.

Malcolm X’in izinden giderek, zihnine şu sarsılmaz gerçeği kazıdı. "Yere düştüğünde değil, vazgeçtiğinde kaybedersin."

Hukuk fakültesinden mezun olup cübbesini giydiğinde, sadece bir avukat değil, adaletin ve azmin temsilcisiydi.

BİR FİLMİN ÖTESİNDE, SABRIN ZAFERİ

Beyazperdeye taşınan "Buğday Tanesi", sadece biyografik bir film değil, insan iradesinin nelere kadir olduğunun kanıtıdır.

2022'de vizyona giren ve Endonezya'dan Muğla'ya kadar dünyanın dört bir yanında yankı uyandıran bu yapım, bize bir şeyi fısıldıyor. Herkesin hayatında bir "yangın" anı vardır; önemli olan o yangından geriye ne bıraktığınızdır.

Serkan Bayram, "Buğday Tanesi, milyonların hikayesi" diyerek aslında hepimize sesleniyor. Bu hikaye, sadece engelli bireylerin hak arayışı değil, toplumun vicdanına tutulan bir aynadır.

Serkan Bayram’ın mücadelesi sadece kişisel bir başarı öyküsü değildir. O, kendisinden sonrakiler için de yolları açan bir öncüdür. Yıllar önce hakimlik sınavını kazandığı halde, o dönemki mevzuattaki "alışılmışın dışında çevreyi yadırgatacak görünümde olmama" maddesi yüzünden mülakata dahi alınmamıştı.

Yıllar sonra milletvekili olduğunda ilk işi, Meclisteki tüm partilerin desteğini alarak bu ayrımcı maddeyi değiştirmek oldu.

Bugün engelli bireyler hakim ve savcı olabiliyorsa, bu o gün sönmeyen "Buğday Tanesi"nin zaferidir.

Filizlenmek Bizim Elimizde

Bugün Serkan Bayram’ın yolculuğu bize şunu öğretiyor; hayatın darbeleri bizi tanımlamaz, o darbelere verdiğimiz yanıt bizi biz yapar.

Belki de hepimiz birer buğday tanesiyiz. Karanlık toprağa düşmek bir son değil, toprağı yarıp gökyüzüne uzanmak için bir fırsattır.

Bu öykü, içinizdeki umudu yeşertecek bir tohumdur. Onu ekmekten ve yeşertmekten asla vazgeçmeyin. Çünkü güneş, sadece yürüyenler için değil, pes etmeden koşanlar için doğar.


© Yeni Ankara