2025’in gölgeleri, 2026’nın ışıkları... |
Yılın son günündeyiz. 2025’i geride bırakırken geriye dönüp bakmak, sadece bir muhasebe değil; aynı zamanda geleceğe dair sorumluluk almaktır. Çünkü bu yıl, hem dünya hem de Türkiye için kolay bir yıl olmadı. Krizler üst üste geldi, belirsizlik derinleşti ve özellikle toplumların güven duygusu ciddi biçimde sarsıldı. Ancak her zor dönem, aynı zamanda bir dönüşüm eşiğidir. 2026, tam da bu nedenle bir “tercihler yılı” olarak karşımızda duruyor.
Küresel ölçekte 2025, jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik kırılganlıkların yılı oldu. Ukrayna’daki savaş dördüncü yılına girerken, Orta Doğu’da Gazze ve Suriye merkezli çatışmalar hem insani krizi büyüttü hem de küresel siyaseti daha sert bir dile itti. İklim krizinin artık teorik bir tartışma olmaktan çıkıp günlük hayatın bir parçası hâline gelmesi, sel, kuraklık ve yangınlarla açık biçimde hissedildi.
Ekonomik cephede ise yüksek enflasyon, daralan orta sınıf ve artan işsizlik, sadece rakamlarla değil, sokaktaki hayatla ölçülür hâle geldi. ABD ve Avrupa’da korumacı politikalar yeniden güç kazanırken, küresel ticaret sistemi daha parçalı bir yapıya evrildi.
Türkiye açısından 2025, siyasetin sertleştiği, toplumsal tansiyonun yükseldiği bir yıl olarak kayda geçti. Seçimlerin yapıldığı ama demokratik rekabetin tartışıldığı bir atmosfer oluştu. Yargı kararları, protestolar,........