Hiç değişmeyen iktidar, hiç değişmeyen muhalefet

Muhalefet neden iktidar alternatifi olamıyor?

Türkiye’de siyaset sahnesi uzun süredir garip bir tekrarın içinde dönüp duruyor.İktidar sabit, muhalefet sabit…Söylenenler değişiyor gibi ama sonuç hiç değişmiyor.

Bu sorunun cevabı, alışıldık şekilde dile getirilen “yoksulluk” ya da “ekonomik kriz” başlıklarının ötesinde bir yerde duruyor.

Çünkü eğer mesele yalnızca bu olsaydı, mevcut iktidarın çoktan değişmiş olması gerekirdi.

Demek ki sorun daha derin:Toplum artık sadece problemi duymak istemiyor; çözümü görmek istiyor.

Tam da bu noktada muhalefetin en temel açmazı ortaya çıkıyor.Eleştiri var… ama yerine konulan somut bir model yok.

Bilimsel olarak bakıldığında siyasal rekabet üç temel ayak üzerine kurulur:•⁠ ⁠Politika üretme kapasitesi•⁠ ⁠Güven oluşturma•⁠ ⁠Uygulama becerisini millete ispatlama

Bugün muhalefetin bu üç başlığın hiçbirinde yeterli performansı ortaya koyamadığı görülüyor.Bunu söyleyen yalnızca bir siyasi görüş değil; değişmeyen seçim sonuçlarının kendisidir.

Örneğin ekonomi sürekli eleştiriliyor.Ancak alternatif bir model; rakamlarla, takvimle ve uygulanabilirlik analiziyle birlikte ortaya konulmuyor.

Oysa toplumun beklentisi çok net:“Sen gelirsen ne değişecek?”

Bu soruya açık ve inandırıcı bir cevap veremeyen hiçbir yapı, iktidar alternatifi olamaz.

İşin ironik tarafı ise burada başlıyor.İktidar, refahı tam anlamıyla sağlayamasa bile; muhalefetin belirsizliği sayesinde tercih edilmeye devam ediyor.

Yani vatandaş aslında şunu söylüyor:“Eksik ama en azından ne yapacağı belli.”

Bu durum siyasal literatürde “riskten kaçınma davranışı” olarak tanımlanır.Seçmen, bilinmeyene gitmek yerine; eksik ama tanıdık olanı tercih ediyor.Bugün sandıkta değişmeyen sonuçların temelinde tam olarak bu psikoloji yatmaktadır.

Muhalefet ise bu denklemde bir umut olmaktan çok, bir belirsizlik olarak algılanmaktadır.

Günübirlik tartışmalar…Kendi iç çekişmeleri…Sürekli eleştiri ama sınırlı çözüm…

Toplumun zihninde şu soruyu büyütüyor:“Bunlar gerçekten yönetmeye hazır mı?”

Daha da açık söyleyelim:Siyaset, sadece konuşma sanatı değildir.Siyaset, sonuç üretme sanatıdır.

Muhalefetin “yapabiliriz” demesi artık yeterli değil.“Yaptık” demesi gerekiyor.

Peki bu nasıl olacak?

Aslında cevap zor değil, ama cesaret istiyor:•⁠ ⁠Eleştiri yerine proje•⁠ ⁠Söylem yerine somut plan•⁠ ⁠Vaat yerine uygulanmış örnek

İç politikada ve dış politikada gerçekçi, uygulanabilir ve millete güven veren söylemler ortaya konulmadan bu dönüşüm mümkün değildir.

Yerel yönetimlerde, sivil toplumda, kendi yönettikleri alanlarda ortaya konulan küçük ama somut başarı hikâyeleri; büyük iktidarın en güçlü referansı olur.

Toplum artık şuna bakıyor:“Anlatıyor musun, yoksa gerçekten yapıyor musun?”

Eğer ortada gösterilecek bir örnek yoksa, verilen sözlerin bir karşılığı da olmuyor.

Ve belki de en çarpıcı gerçek şu:İktidarın kalıcılığını sağlayan yalnızca kendi gücü değildir.Muhalefetin alternatif olamamasıdır.

Açık bir gerçek ortada.

Değişim…Sloganlarla değil, güvenle başlar.Güven ise ancak somut başarıyla inşa edilir.


© Yeni Ankara