Satılık Anaokulları

Bir dönem “en güvenli yatırım” olarak görülen anaokulları, bugün sessiz sedasız el değiştiriyor.

Geçmişe göre evlilik yaşı yükseldi. Tek çocuk tercihleri arttı. Doğum oranları düştü. Yani pasta küçüldü. Ama asıl kırılma burada değil… Belediyelerin hemen her bölgede açtığı anaokulları; daha düşük maliyetlerle, daha ulaşılabilir ücretlerle hizmet veriyor. Bu durum, bağımsız anaokullarını rekabetin dışında bırakıyor. Aynı hizmeti daha pahalıya sunan kurumlar için denge bozuluyor.

Bir başka sorun ise içeride…Anaokulları artık birbirinin kopyası.Aynı sloganlar, aynı programlar, aynı sınıf düzenleri…

Montessori, STEM, doğa etkinlikleri, yarım gün İngilizce, bilingual eğitim, robotik kodlama, mutfak atölyesi…

Liste uzuyor.Gün doluyor ama amaç kayboluyor.Çocuklar etkinlikten etkinliğe koşarken, eğitim “dolu görünen ama derinliği az” bir yapıya dönüşüyor. Ve en kritik noktada, yani ilkokula hazırlık sürecinde tıkanma başlıyor.Velinin beklentisi çok net:

İşte birçok kurum bu soruya güçlü bir cevap veremediği için ya devrediliyor ya da kapanıyor.

Daha fazla etkinlik mi?

Daha fazla İngilizce mi?

Daha fazla teknoloji mi?

Çözüm, özünde çok daha sade ama çok daha güçlü: Oyun.

Ama sıradan bir oyun değil…

Yapılandırılmış, amacı olan, çocuğu fark ettirmeden geliştiren oyunlar.

Özellikle okuma öncesi becerileri destekleyen oyunlar…

Dikkat, ses farkındalığı, görsel ayırt etme, eşleştirme, ritim, hafıza…

Bunlar harf öğretmeden de kazandırılabilir. Hatta doğru yöntem bu. Çocuk oyun oynadığını sanır, öğrenme ise doğal bir sonuç olarak gerçekleşir.

Akşam eve mutlu dönen bir çocuk…

“Bir şeyler değişiyor” hissini alan bir veli…

Ve en önemlisi, geleceğe dair kaygısı azalan bir aile…

İşte kurumları yeniden ayağa kaldıracak gerçek referans budur.

Memnun çocuk, ikna olmuş veli. Anaokullarının yeniden güçlenmesi için yeni bir şey bulmaya gerek yok.

Doğru olanı hatırlamaya ihtiyaç var: Çocuk oyunda büyür. Eğitim, oyunun içine saklanır.


© Yeni Ankara