Dizilere “Susuzluk içeriği” zorunlu olsun
Kuraklığa doğru hızla ilerliyoruz. Fakat ne zaman yağmur yağsa, sanki bütün tehlike geçmiş gibi bir rahatlama yaşıyoruz. Barajlar birkaç puan yükselince içimiz ferahlıyor; psikolojik bir katharsis yaşıyoruz. Ve tam o anda, en büyük hatayı yapıyoruz: Suyu yeniden hoyratça akıtmaya başlıyoruz.
Oysa mesele yağmurun yağması değil; su yönetiminin sürdürülebilir olmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir ilçede sokakların itfaiye hortumlarıyla yıkandığına şahit olduk. Bu görüntü yalnızca bir temizlik uygulaması değildir; toplumsal bilinç açısından da bir mesajdır. Devlet kurumu suyu foşur foşur akıtıyorsa, vatandaşın zihninde şu algı oluşur: “Demek ki su bol.” Ve bu algı, muslukların gereksiz yere açık kalmasına, bahçelerin ölçüsüz sulanmasına, araçların gereksiz yıkanmasına zemin hazırlar.
Bugün asıl tehlike kuraklık değil; kuraklığı unutma refleksidir.
KAMPANYA DEĞİL, KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM
Elbette kamu spotları yapılmalı. Ancak broşür basıp dağıtmak, afiş........
