menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuklar neden okumuyor değil, neden okuyamıyor?

13 0
26.03.2026

“Bu çocuklar neden kitap okumuyor?”

Son yılların en çok sorulan, en çok şikâyet edilen sorusu bu.

Ama belki de yanlış soruyu soruyoruz.

Çocuklar okumuyor değil…

Evet, kulağa sert geliyor. Ama biraz sahaya inince gerçek tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkıyor.

Bir metni baştan sona dikkatle okuyamayan, okuduğunu anlamakta zorlanan, satır atlayan, geri dönen, sıkılan çocuklardan “kitap okumalarını” bekliyoruz.

Peki gerçekten okuyabiliyorlar mı?

Bugün birçok çocuk için okuma; keyifli bir keşif değil, yorucu bir görev. Çünkü okuma onlar için akıcı değil, parçalı… anlamlı değil, dağınık.

Bir çocuk düşünün; her satırda takılıyor, kelimeleri birleştirmekte zorlanıyor, anlam kurmak için ekstra çaba harcıyor.

Böyle bir çocuk kitap okumayı sever mi? Sevmez. Sevemez.

Çünkü insan, zorlandığı şeyden kaçar.

Burada mesele çocukların isteksizliği değil, okuma becerisinin yeterince gelişmemiş olmasıdır.

Biz ise sorunu yanlış yerde arıyoruz.

“Tablet yüzünden böyle”,

Sorun teknoloji değil.

Sorun, çocuklara okumayı öğretirken onları okur haline getiremememiz.

Okuma sadece harfleri tanımak değildir.

Okuma; hızdır, odaktır, anlamdır. Ve en önemlisi bir alışkanlıktır.

Ama biz ne yapıyoruz?

Çocuğa okumayı öğretir öğretmez eline kitap veriyoruz ve “oku” diyoruz.

Nasıl okuyacağını öğretmeden, neden okuyacağını hissettirmeden…

Sonra da okumadığı için hayıflanıyoruz.

Oysa bir çocuk; okuyabildiğini hissettiği anda, akıcı okumanın keyfini tattığı anda, anladığını fark ettiği anda…

Tam tersine kitaba yaklaşır.

Burada hem öğretmenlere hem velilere büyük görev düşüyor.

Çocuğa kitap vermek yetmez, ona okuma becerisi kazandırmak gerekir.

Göz kaslarını, dikkat süresini, anlama gücünü geliştirmek gerekir.

Okuma bir kas gibidir.

Çalıştırılmazsa zayıf kalır.

Ve zayıf kalan bir beceriden keyif alınmaz.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:

“Bu çocuk neden okumuyor?” değil, “Bu çocuk gerçekten okuyabiliyor mu?”

Soruyu doğru sorduğumuzda, cevap da çözüm de kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Çünkü mesele kitap eksikliği değil,okuma yetkinliği meselesidir.

Ve unutmayalım; okuyabilen çocuk, zaten okur.


© Yeni Ankara